Berzin Arşivi

Dr. Alexander Berzin'in Budizm ve İslam konularındaki Arşivi

Bu sayfayı Metin Versiyonu olarak değiştirin. Ana Geziyi Atla

Anasayfa > Tibet Budizmi'nin Temel Öğretileri > 2. Düzey: Lam-rim (Tasnif Edilmiş Aşama) Bilgileri > Etik Öz Disiplin Geliştirmek

Etik Öz Disiplin Geliştirmek

Alexander Berzin
Meksiko, Meksika, Eylül 2001
Bazı kısımları düzenlenmiş metin
Türkçe’ye çeviren: Yeşim Özben

Hazırlık Çalışmaları

Secde etmeden önce, bunun mekanik bir hareket olmaması için sakinleşmek çok önemlidir. Bu amaçla, ayaktayken nefesimize odaklanırız. Normal şekilde burnumuzdan nefes alıp veririz. Zihnimiz dağınıksa, aldığımız ve verdiğimiz soluğu bir döngü sayacak şekilde, nefes döngülerimizi sayabiliriz. Zihnimiz o kadar dağınık değilse, nefesleri saymadan odaklanabiliriz. Bunu yaparken önümüzdeki yere bakabiliriz. Zor bir günün sonunda dikkatimiz çok dağınıksa ve stresliysek, gözlerimizi kapatabiliriz ama yere bakmak daha iyidir. Rahatlamaya çalışın. Omuzlarınız inik olsun.

Daha sonra neden buraya geldiğimizi sorgularız. Amacımız veya hedefimiz nedir? Yaşamda emin bir istikamette, sığınak istikametinde gidiyoruz. Diğer bir deyişle, tüm kusurlarımızın ve sorunlarımızın tamamen ortadan kaldırılması ve tüm iyi niteliklerimizin idraki anlamına gelen, Buddhaların bütünüyle gerçekleştirdiği ve Arya Sangha’nın (yüksek seviyede idrake ulaşmış cemaat) da kısmen gerçekleştirdiği gibi Dharma Cevherine erişmeye çalışıyoruz. Buraya gelmemizin sebebi seçtiğimiz istikamette gitmeye, yani herkese en iyi şekilde yardımcı olmak için aydınlanmaya erişmeye yönelik bir adım olarak etik öz disiplini öğrenmektir. Disiplin sahibi olmazsak, herhangi birine yardımcı nasıl yardımcı olalım?

Gittiğimiz istikametin temsiline, önümüzde duran bu Buddha imgesine bakar ve Buddha’nın bedeni, dili ve zihninin iyi niteliklerini düşünürüz. Söz gelimi, her şeyi anlama, bilhassa da herkese yardımcı olma becerisini, herkesle nasıl kusursuz bir iletişim kurulacağını ve herkesi aydınlanmaya götürecek biçimlerde hareket etme becerisini kendimize hatırlatırız. Herkese bir Buddha’nın yaptığı gibi yardımcı olabilmeyi isteriz. Zihnimizde bu amaç olduğu halde, bu istikamette secdeye kapanır, kendimizi ona derin bir saygıyla, bütünüyle teslim ederiz. Böylece aydınlanmaya erişmiş olanlara, bodhichittayla erişmeye çalıştığımız kendi müstakbel aydınlanmalarımıza ve bu aydınlanmaya erişmemize olanak verecek kendi Buddha doğalarımıza olan saygımızı gösteririz. Secde ettikten sonra, Buddha’nın bir kopyasının içimizde eriyip bize karıştığını, bize bu mertebeye erişmemiz için esin kaynağı olduğunu hayal ederiz. Sonra yerimize otururuz.

Bence bu sadece ders oturumlarını değil, meditasyon seanslarını açmak için de anlamlı bir yoldur.

Şimdi de sunuda bulunduğumuzu hayal ederiz. Başkalarına yardımcı olmak için neyimiz var neyimiz yoksa – zamanımızı, enerjimizi, tüm kalbimizi – vermeye hazırızdır. Bu hazırlık çalışmasını evde yapıyorsak, yalnızca bir bezle örtülü ve üzerinde emin istikametimizi temsil eden bir imge, bir Buddha imgesi bulunan bir raftan ibaret olabilecek sunaklarımızda en azından bir kap su bulunduğundan emin olabiliriz. Yerimize oturmadan önce, sunağa gider ve fiilen sunuda bulunabiliriz. Temiz sol elimizin dördüncü parmağını suya daldırıp üç kez fiskeler, başkalarına yardımcı olmak ve bunu yapabilmek için de aydınlanmaya erişmek amacıyla varımızı yoğumuzu verdiğimizi hayal ederiz.

Büyük Sakya ustası Chogyel Pagpa (Tib. Chos-rgyal 'Phags-pa) benim çok faydalı bulduğum bir sunuda bulunma yöntemi öğretmiştir. Buna “içe çekili konsantrasyon sunuları” (Tib. ting-nge-'dzin-gyi mchod-pa; samadhi sunuları) denir. Yaptığımız tüm okumaları ve çalışmaları Buddhalara sunduğumuzu hayal ederiz; bu da bunları başkalarına sunduğumuz anlamına gelir – bununla başkalarına yardımcı olacağızdır. Bunu su biçiminde sunarız. Bu geçmişte, şimdi ve gelecekte sahip olduğumuz veya okuduğumuz ve çalıştığımız her şeydir. Daha sonra edindiğimiz ve edineceğimiz tüm bilgileri çiçek biçiminde sunarız. Geliştirdiğimiz veya geliştireceğimiz tüm disiplini, bu bilgiyi uygulamaya koymamızı sağlayacak disiplini tütsü biçiminde sunarız. Kazandığımız ve hayatta kazanacağımız tüm içgörüyü, herkese ışık ve zihin açıklığı getirmesi dileğiyle, ışık biçiminde sunarız.

Dharma’ya duyduğumuz veya duyacağımız kuvvetli inancımızı, herkesi yatıştırması ve ferahlatması için parfüm veya parfümlü su biçiminde sunarız. Yaşamında olup bitene dair hiçbir fikri olmayan bir kimse değilizdir. Güvendeyizdir. Neler olup bittiğini biliriz. Bu insanı fevkalade dinçleştirici bir şeydir. Bir savaş olasılığı ya da buna benzer şeyler sebebiyle paniğe kapılmayız. Yalnızca şöyle düşünürüz: “Elbette öyle, samsaradan ne beklenir ki?” Üç zamana dair konsantrasyonumuzu yiyecek biçiminde sunarız. Gerçekten başkalarıyla olduğumuzda, bundan hemen sonra ne yapacağımızı düşünmek yerine, onlara konsantre olmak için bu sunuda bulunuruz. Son olarak da, geçmişte, şimdi veya gelecekte sahip olduğumuz tüm öğretme ve anlatma becerilerimizi, müzik biçiminde sunarız.

Güçlükler yaşadığımızı, bilhassa da etik öz disipline ilişkin bazı sorunlarımız olduğunu açıkça kabulleniriz. Bazen yıkıcı biçimlerde davranmaktan dolayı pişmanlık duyarız. Bunu yenmeyi çok isteriz. Bu kusurları tekrarlamamak için elimizden geleni yapmaya çalışırız. Yaşamda benimsediğimiz istikameti sığınak ve bodhichitta ile yeniden olumlarız. Öğrendiğimiz her şeyi önümüzdeki güçlüklerin disiplinle üstesinden gelmek için uygulamaya koyarız.

Disiplin sahibi olmaya muktedir olduğumuz için sevinç duyarız. Ne de olsa, tuvalet eğitimi almış olduğumuz gibi, acıktığımızda ağlamaya da başlamayız. Disiplin edinme, çocukça ve yıkıcı biçimlerde davranmaktan kendimizi alıkoyma becerisine sahibizdir. Bu harikadır. Buddha doğasına sahibizdir. Etik öz disiplin gelişimini bütünüyle gerçekleştirip tamamladıkları için Buddhaları ve büyük ustaları, özellikle de muhteşem eseri Bodhisattva Davranışına Haiz Olmak’ta (Tib. sPyod-'jug, San. Bodhisattvacharyavatara, İng. Engaging in Bodhisattva Behavior) etik öz disiplinin nasıl geliştirileceğine dair bu kadar açık öğretiler sunmuş olan büyük Hintli usta Shantideva’yı bağrımıza basarız. Çok teşekkürler sana, Shantideva.

İsteklerde bulunuruz. Lütfen, disiplin geliştirmeyi öğrenmek istiyorum. Lütfen bunu bana öğret, Shantideva. Öğretini almaya hazırım. Açığım. Bu öğretilere gerçekten ihtiyaç duyuyorum. Disiplinim olmazsa başkalarına nasıl yardım edebilirim?

Daha sonra Buddhalara ve büyük ustalara bizimle kalmaları için yalvarırız. Lütfen, gitmeyin. Bana aydınlanmaya giden yolun tamamını öğretin. Bunu başarmak konusunda ciddiyim.

Son olarak, çalışmalarımız, dinlememiz ve pratiklerimizle geliştirdiğimiz tüm olumlu güç, yalnızca daha fazla disiplinle samsarada başarıya ulaşmaya değil, aydınlanmaya vesile olsun. Bu güç bir Buddha’nın tüm bedenlerini ve herkese en iyi şekilde yardımcı olmak için bir Buddha’nın tüm disiplinini geliştirmeye vesile olsun.

Daha sonra tartışmayı konsantrasyon içerisinde dinlemeye dair bilinçli bir karar alırız. Dikkatimiz dağılacak olursa, dikkatimizi toplamaya ve yorulursak da silkinip kendimizi uyandırmaya çalışırız. Üzerimizde bir ağırlık hissediyorsak ve enerjimiz düşükse yükseltmek için kaşlarımızın ortasındaki noktaya yoğunlaşır, başımızı düşürmeden bakışlarımızı yukarıya yönlendiririz. Biraz sinirli veya stresliysek, enerjilerimizi dengelemek için başımızı sabit tutarken bakışlarımızı yere yönlendirerek göbeğin hemen altındaki bölgeye yoğunlaşırız. Bunu yaparken soluk vermemiz gerekene kadar nefesimizi tutarak normal bir şekilde nefes alıp veririz.

Giriş

Bu akşam, Shantideva’nın Bodhisattva Davranışına Haiz Olmak adlı eserinde son derece kapsamlı olarak ele aldığı etik öz disiplin konusundan bahsetmek istiyorum. Bodhisattva olmak istiyor ve kendimiz üzerinde nasıl çalışmamız ve başkalarına nasıl yardımcı olmamız gerektiğini öğrenmeyi arzu ediyorsak, bu metin tüm Hintli ve Tibetli ustaların üzerinde hemfikir olduğu en önemli kaynaktır.

Geniş Kapsamlı Bir Tutum Olarak Etik Öz Disiplin

Etik öz disiplin, altı tane geniş kapsamlı tutumdan (Tib. pha-rol-tu phyin-pa, San. paramita) biridir. Bu tutumlara genellikle “mükemmellikler” adı verilir. Pek çok kimseye “mükemmellik” kelimesi zor gelir çünkü “Nasıl mükemmel olabilirim ki?” diye düşünürler. Ben daha düz bir tercümeyi tercih ediyorum. Bunlar bizi uzağa, aydınlanmanın uzak kıyısına kadar taşıyan tutumlardır.

Burada bahsettiğimiz, yalnızca iyi bir atlet veya iyi bir müzisyen olmak için gereken disiplin değil, aydınlanmaya erişmek ve başkalarına yardımcı olmak için gereken disiplindir. Shantideva bu tartışmayı bodhichitta geliştirmek bağlamında ileri sürer. Bu bize amacımız veya hedefimiz olan motivasyonumuzun önemini gösterir. Neden disiplin geliştirmek isteriz? Bunu ne için kullanmak isteriz? Evrendeki tüm sınırlı varlıkların gerçekten de sorunları vardır ve acı çekerler ve biz kendimiz de berbat durumdayızdır. Bizzat bu haldeyken başkalarına nasıl yardımcı olabiliriz? Başkalarına olabildiğince yardımcı olmak için kendimize çeki düzen vermemiz gerekir. Başkalarına faydamız dokunması için kendi üzerimizde çalışmalı ve aydınlanmaya ulaşmalıyızdır. Bunu yapmak için de disipline ihtiyaç duyarız. Neden disiplin geliştirmek ve bunu ne için kullanmak istediğimiz konusunda kuşkumuz yoksa, bunu geliştirmek çok daha kolaydır. Aksi takdirde, disiplin kelimesini duyduğumuzda aklımıza ancak atletizm, performans sanatları veya askerlik gibi şeyler gelir. Burada bahsettiğimiz bu değildir. Söz konusu olan, emirlere uymak anlamında bir disiplin değildir.

Her şeyden önce, bodhichitta isteği veya dileği geliştiririz. Aydınlanmaya hakikaten erişmek isteriz çünkü herkese mümkün olduğunca yardım etmenin tek yolu budur. Ne kadar güçleşirse güçleşsin veya ne kadar uzun sürerse sürsün, bu meseleye sırtımızı dönmeyeceğizdir. Bu konuda tamamen kararlıyızdır. Yapacağımız şey burdur. Angaje bodhichitta durumu bu işe fiilen angaje olduğumuz anlamına gelir. Bu işe tam anlamıyla atılır ve bodhichitta yeminlerine tam bir bağlılıkla bunu yaparız.

Buddhaların ve büyük ustaların bodhisattva yeminleriyle bize başkalarıyla ilişki kurarken yaptığımız hataları göstermeleri müthiş bir şeydir. İlk bodhisattva yemini, kendi şerefimiz ve kişisel çıkar elde etmek için kendimizi övmenin ve başkalarını istismar etmenin yarattığı çöküntüye ilişkindir. Bu bizim en büyük öğretmen olduğumuzu, rakiplerimizin bir işe yaramadıklarını, kötü olduklarını söylemek gibidir. İnsanların sahibi olduğumuz Budist merkezine gelip öğretilerimizi takip etmelerini istememizin sebebi iktidar, para, şöhret, vb. peşinde koşmamızdır. Biz böyle davranırsak kim bize güvenir?

Bu bodhisattva yeminleri davranışlarımızı nasıl şekillendirdiğimize dairdir. Kaçınmamız gereken şeyleri göstermeleri anlamında çok önemlidirler. Bizi aydınlanmaya götürecek yolu tarif ederler. Sınırlar çok açıkça çizilmiş olmasaydı, aydınlanmaya nasıl erişeceğimize dair hiçbir fikrimiz olmazdı. Bu yolu izlemek, yeminleri düşünmek için son derece faydalıdır: yeminler yoldaki sınır işaretleridir. Sevinç duymak için bir neden bulmaya ihtiyaç duyuyorsak, bodhisattva yeminlerinin varlığı sevinmek için müthiş bir gerekçedir. Yolun esasında bu şekilde çizilmiş olması ne kadar da müthiştir! Harika bir şeydir.

Aydınlanma yolunda pratik ettiğimiz belli başlı şeyler nelerdir? Altı adet geniş kapsamlı tutumu mümkün olduğunca pratik etmeye çalışırız. Bunlar yaptığımız, söylediğimiz ve düşündüğümüz her şeye eşlik etmesini istediğimiz tutumlar, zihin yapılarıdır. Yaşamın geri kalanından bağımsız olarak pratik ettiğimiz, orada öylece yalıtılmış bir biçimde duran şeyler değildir. Burada söz konusu olan, tüm yaşamımız boyunca, her daim birlikte yaşamaya çalıştığımız belirli zihin durumlarıdır.

Zihinsel Etmen Olarak Etik Öz Disiplin

Etik öz disiplin zihinsel bir etmendir (Tib. sems-byung); diğer bir deyişle, duyusal veya zihinsel idrakımıza eşlik eden bir şeyin farkında olmanın bir yoludur. İnsanlarla birlikte veya kendi başımıza olduğumuzda bize eşlik edebilecek belirli bir zihinsel tutumdur.

Buna etik öz disiplin diyorum çünkü kendimizden başkasını disiplin etmiyoruz. Ayrıca, etiğe dairdir. Bu sadece bir enstrüman çalmayı öğrenmek için gereken öz disiplin değildir. Bu, zihni yolunu şaşırmaya karşı koruyan veya bundan alıkoyan zihinsel etmen veya tutum olarak tanımlanır. Bu tanımda örtük bir şekilde söylenen, bu zihin yapısına eşlik eden pek çok başka zihinsel etmen bulunduğudur. Bunların en önemlilerinden bir tanesi ayırıcı farkındalık (Tib. shes-rab, San. prajna; bilgelik), yani yoldan şaşmamanın faydasına ve şaşmanın dezavantajlarına bütünüyle ikna olmuş bir zihin yapısıdır. Dolayısıyla, yapıcı bir şeye tutunur ve başka şeylere dalıp gitmeyiz çünkü bunu kaybetmenin dezavantajlarını görürüz.

Üç Tür Etik Öz Disiplin

Üç çeşit etik öz disiplin vardır. Birincisi yıkıcı bir biçimde davranmak, konuşmak veya düşünmekten kendini alıkoymaktır. Bu, kendimizi yıkıcı şekillerde hareket etmekten alıkoymak tutumudur çünkü yıkıcı biçimde davranmanın dezavantajları ve bu şekilde davranmamanın avantajları konusunda bütünüyle ikna olmuşuzdur. Söz gelimi, aklımıza bir kimse hakkında kötü şeyler söyleme itkisi geldiğinde, ayırıcı farkındalığımızı kullanarak bunun yıkıcı olacağını ve pek çok acıya yol açacağını anlarız. O halde, burada söz konusu olan disiplin kötü bir şey söyleme itkisini eyleme geçirmekten alıkoyan zihinsel etmendir.

İkinci türdeki disiplin, olumlu eylemlerde bulunmaya dair etik öz disiplindir. Bununla kastedilen özel olarak meditasyon yapma, derslere katılma, çalışma ve Dharma pratik etme disiplinidir. Zamanımızı oturup meditasyon yapmak için geçirmemizi sağlar ve bizi bunun yerine gidip televizyonu açmaktan alıkoyar. Bu, eğlenceli bir şey bulmak için kanalı değiştirip durmanın zaman kaybı olduğunun ve meditasyonun aydınlanmaya erişmemize yardımcı olacağının ayırdına varmaya ilişkindir. Basit bir örnek verecek olursak, bu tür etik öz disiplin diyet yapıyorsak bizi buzdolabına gidip pastaları ağzımıza atmaktan alıkoyan zihin yapısıdır çünkü bunu yaparsak daha da şişmanlayacağımızın ve sebebi ne olursa olsun bunun istemediğimiz bir şey olduğunun ayırdına varırız.

Üçüncü tür ise başkalarına gerçekten yardım etmeye ilişkin etik öz disiplindir. Bu öz disiplin bizi yardım etmek için çok meşgul olduğumuzu ya da yorgun olduğumuzu söylemekten alıkoyar. Bir kimsenin bize “Üzgünüm ama sana yardım edemeyecek kadar meşgulüm. Burada oturup sevgi üzerine meditasyon yapmam gerek” demesinin hoşumuza gitmeyeceğinin ayırdına varırız.

Bu üç çeşit etik öz disiplin bizi aydınlanmaya ulaştıracaktır. Shantideva eserinde iki bölümü bu geniş kapsamlı tutuma ayırır. Bu, iki bölüm birden ayırdığı tek geniş kapsamlı tutumdur. Her iki bölüm de etik öz disipline eşlik eden zihinsel etmenler hakkında olup, bize bunun nasıl geliştirileceğini ve nasıl işe yarayacağını anlatır.

Sevecen Tutum

Bodhisattva Davranışına Haiz Olmakeserinin dördüncü bölümü sevecen bir tutuma veya ihtimama (Tib. bag-yod, San. apramada) ilişkin zihinsel etmen hakkındadır. Bu tercüme etmesi kolay olmayan bir terimdir. Bu, Duyarlılık Eğitimi’nde (İng. Sensitivity Training) bazen sevecen kalp diye bahsettiğim şeydir. Ne yaptığımızı, söylediğimizi veya düşündüğümüzü önemseriz. Burada söz konusu olan kaygıdan ziyade, bu şeylerin önemli olduğu ve bunları ciddiye aldığımızdır. Eylemlerimiz, sözlerimiz ve düşüncelerimizin etkilerine gerçekten de dikkat ederiz. Bunların kendimiz ve başkaları üzerindeki sonuçlarını önemseriz. Davranışımızın kendimiz ve başkaları üzerindeki etkilerini önemsemezsek, ne yıkıcı biçimde davranmaktan kendimizi alıkoyabilir ne de yapıcı bir biçimde davranırız.

Bu yalnızca entelektüel bir endişe konusu değildir. Söz gelimi, sağlığımızı ve kilomuzu önemsemiyorsak, diyet yapmayız. Davranışımızın kendimiz ve başkaları üzerindeki sonuçlarının bizim için önemli olması gerekir. Etik öz disiplin geliştirebilmek için bu sevecen tutum üzerinde çalışmamız gerekir. Shantideva bu tutumu rahatsız edici duyguların ve tutumların etkisine kapılmamak olarak ele alır. Rahatsız edici duyguların ve tutumların listesi oldukça uzundur. Söz gelimi, buzdolabındaki pastaya olan bağımlılığın etkisi altında davranmak istemeyiz.

Kendimizi ciddiye almazsak, en başta kendi sağlığımızı veya kilomuzu da önemsemeyiz. Kendimizi ciddiye almaya başladığımızda keşfetmeye başladığımız şey, yapıcı bir zihin yapısında her daim mevcut olan iki zihinsel etmendir. Bunlardan ilki ahlaki öz haysiyet (Tib. ngo-tsha shes-pa, San. hri) hissidir. Kendimizi en azından budala gibi davranmayacak kadar düşünürüz. Öz haysiyetimiz yoksa, bunu önemsemeyiz. İkinci etmen ise eylemlerimizin başkalarına, örneğin ailemize, ruhani öğretmenlerimize, dinimize, ülkemize, vb. nasıl yansıdığını önemsemektir (Tib. khrel-yod, San. apatrapya). Onların onurunu düşünmüyorsak, nasıl davrandığımızın önemi yoktur. Düşünüyorsak, o zaman etik öz disiplin uygularız.

Farkındalık ve Tetikte Olma

Beşinci bölümde farkındalık (Tib. dran-pa, San. smrti) ve tetikte olma (Tib. shes-bzhin, San. samprajanya), yani etik öz disiplin geliştirmek için ihtiyacımız olan iki zihinsel etmen daha ele alınır. Bunların hepsi tercümesi zor terimler olduğundan, tanımlarına bakmamız gerekir. Farkındalık, daha basit bir şekilde ifade edecek olursak, zihinsel bir tutkal gibidir. İngilizcede “farkındalık” (mindfulness) kelimesi bunu tam olarak vermemektedir. Bu, bir şeye tutunup onu elden bırakmamamızı sağlayan etmendir. Pastanenin önünden geçerken rejimimize bağlı kalmamızı sağlayan zihin yapısıdır. Disiplinimize sadık kalırken üzerinde çalışmamız gereken en önemli şey, tutunmak ve bırakmamaktır. İçimizden başka bir şey yapmak gelse bile, tutunmaya devam ederiz. Neden? Başkalarına yardımcı olabilmek isteriz; olumsuz bir şey söylemek, yapmak veya düşünmenin bu amaç için zararlı olacağının ayırdına varır ve davranışımızın etkilerini dikkate alırız. Disiplini elden bırakmamanın yolu budur. Disiplin ve zihinsel tutkal elele gider.

Tetikte olma etmeni, zihinsel tutkala eşlik eden etmendir. Esasında zihinsel tutkalın bir parçasıdır. Kontrolü kaybedip rahatsız edici duygulara kapılmadığımızdan emin olan denetimi sağlayan parçadır. Bu duyguların etkisine girdiğimizin farkına vardığı takdirde, alarm verir ve “dikkat” (Tib. yid-la byed-pa, San. manasi) denilen bir diğer zihinsel etmen tutkalı yeniden etkinleştirir. Önce davranışımıza ve etik öz disipline ilişkin olarak farkındalık, tetikte olma ve dikkat etmenlerini eğitir, sonra da bunları konsantrasyona uygularız. Batıda kullandığımız kelimeler esasında bu zihinsel etmenlere tam olarak karşılık gelmemektedir.

Kutsal Dalai Lama daima dikkatimizi bütünüyle bekçilik etmeye ve alarm sistemine vermek yerine esas olanın tutkala odaklanmak olduğunu söyler. Böyle yaparsak, alarm sistemi otomatik olarak devreye girer. Yalnızca alarma odaklanırsak, tutkalı kaybederiz.

Kutsal Dalai Lama’nın kılavuz ilke niteliğindeki bu nasihati fevkalade faydalıdır. Bir düşünün. Sadece alarm sistemine odaklanırsak ne olur? Zihinsel yoldan şaşma konusunda veya rahatsız edici duygulara ilişkin olarak paranoyak hale geliriz. Bu yüzden çok sinirli ve gergin oluruz. Sonra bütün bir suçluluk tribine gireriz. Kutsal Dalai Lama bunun normal davranışta olduğu kadar meditasyon için de büyük bir hata teşkil ettiğine dikkat çeker. Esas olan yaptığımız şeye tutunmaktır çünkü bunun sonuçlarını önemseriz; amaçladığımız her şeyi yitirmemek bizim için önemlidir. Dikkatimizi paranoyak olmaya değil, bu meseleye yoğunlaştırırız.

Farkındalık Geliştirmek

Shantideva daha sonra bu zihinsel tutkunun nasıl geliştirileceğini açıklar. Birinci etmen, ruhani öğretmenlerimizin yanından ayrılmamaktır. Ruhani öğretmenlerimizin, büyük bir saygı duyduğumuz öğretmenlerin yanında olursak, elbette budala gibi davranmayız. Onlara çok saygı duyuyoruzdur ve budalaca davranamayacak kadar öz haysiyet sahibiyizdir. Fakat sürekli ruhani öğretmenlerimizin huzurunda olmak elbette mümkün değildir; o zaman her daim onların huzurunda olduğumuzu düşünmemiz yeter. Bu da, nihayetinde, davranışımızın ruhani öğretmenlerimize nasıl yansıdığını önemsemek anlamına gelir. Ruhani öğretmenimizin önünde meditasyon yapıyor olsaydık, tam ortasında kalkıp televizyon izlemeye gitmezdik, öyle değil mi? Zihinsel tutkalımızı kullanır ve oturduğumuz yerde oturmaya devam ederdik.

İkinci yardımcı husus ise talimatlarına uymak, yani öğretmenlerimizin, büyük ustaların, metinlerin, vb. dediklerini hatırlamaktır. Tüm varlıklara yardımcı olmak için aydınlanma istikametinde gidiyor ve Dharma öğretilerinin bizi başkalarına yardım edeceğimiz noktaya taşıyacağına güveniyorsak, yaptığımız her şeyde o zihinsel tutkalı muhafaza ederiz. Talimatlar çeşitli yıkıcı davranışlara ve çeşitli yapıcı davranışlara, başkalarına yardımcı olmanın yollarına, vb. işaret eder. Bunları hatırlar ve bunlara uyarız. Öğretileri ciddiye alırız. Tantrik yeminlerde hiçbir öğretiyi önemsiz görmememiz vurgulanır. Buddha sırf eğlence olsun diye öğretide bulunmuyordu. Bunu bizim faydalanmamız için yapıyordu. Öğretmesinin tek sebebi buydu. Her öğretinin amacı bize faydalı olmaktır. Hakikaten sığınırsak, öğretileri ciddiye alırız. Öyleyse, belirli bir öğretinin bize ne gibi bir faydası dokunacağını anlamıyorsak, bunu düşünüp bulmak bize kalmıştır.

Shantideva’nın bahsettiği üçüncü etmen bu zihinsel tutkalı korumamanın sonuçlarından çekinmektir. Bunun bizi nereye götüreceğini düşünürüz. Shantideva mısra ardına mısrada farklı durumları şu nakaratla ele alır: kütük gibi dur. Kütük gibi kıpırdamadan durur ve yıkıcı bir biçimde davranma, konuşma veya düşünme itkisi ortaya çıktığında bunu eyleme dönüştürmeyiz.

Sonuç

Bunlar kendimizi yıkıcı davranmaktan alıkoymak, olumlu Dharma pratiklerini yapmak ve başkalarına gerçekten de olabildiğince yardım etmek için etik öz disiplin geliştirmenin yollarıdır. Peki neden etik öz disiplin sahibi olmak isteriz? Bunu başkalarına mümkün olduğunca yardımcı olmak için aydınlanmaya erişmeyi amaçladığımız için isteriz. Bunlara tutunmanın faydalarının ve yoldan şaşmanın dezavantajlarının ayırdına varırız. Peki ama nasıl? Ahlaki öz haysiyetimizden dolayı davranışımızın sonuçlarını umursamak suretiyle. Ayrıca davranışımızın saygı duyduğumuz kimselere, ailemize, öğretmenlerimize, vb. nasıl yansıdığını önemseriz. Alarm sistemimiz hazır olarak, yapmak istediğimiz şeye tutunmak için zihinsel tutkalı kullanırız ki rahatsız edici duyguların veya tutumların etkisi altına girecek olursak dikkatimizi toplayabilelim. Her zaman öğretmenlerimizin yanındaymışız gibi davranmak bize bunu yapmakta yardımcı olur. Öğretilerin bizim için faydalı olduğundan emin olduğumuzdan, bunlara tutunur ve bunlara uymazsak meydana gelecek kaostan ve rezaletten çekiniriz.

Shantideva gibi büyük bir ustanın dışarıdan bu kadar güç görünen bir şeyi bu kadar açık bir şekilde tarif etmiş olmasından büyük mutluluk ve sevinç duyabiliriz. Öğretiler işte orada duruyordur. Bu harika bir şeydir. O halde sadece yapın. Oyalanmayın. Havuza atlamak istiyorsanız, atlayın; ayak parmağınızı sokmakla yetinmeyin. Kararsızlıkla bocalama (Tib. the-tshom, şüphe) altı temel rahatsız edici duygudan biri kabul edilir çünkü bizi öylesine mutlak surette felç edebilir ki hiçbir şey yapamayız. Kararımızı verip yalnızca uygulamamız gerekir.

Sorular ve Yanıtlar

Soru: Diyet yaparken veya konsantrasyon ya da etik öz disiplin geliştirmeye çalışırken, belki de bunu neden yapmakta olduğumuzu pek derinlemesine anlamıyor ama bu konuda aşırı tutuculukla davranıyor olabiliriz. Çok fazla stres ve içsel çatışma söz konusudur. Sağlıklı bir dengenin nasıl tutturulacağı üzerine birkaç kelime söyler misiniz?

Alex: Shantideva bir eylemde bulunup bulunmamayı tartarken, öncesinde bunu yapmayı başarıp başaramayacağımızı dikkatle düşünmemiz gerektiğini söyler. Bunu yapamayacağımızı görürsek, hiç başlamamamız gerekir. Başlarsak, bunu sonuna kadar götürmemiz gerekir. Disiplinsiz bir biçimde aşırı heyecanlı davranmaktan kaçınmamız gerekir. Stresin sebeplerinden biri de bir şeyi yapıp yapamayacağımızı düşünmemekten ileri geliyor olabilir. Bir şeyin dezavantajlarını ve faydalarını göz önüne almış ve bunlar hakkında bütünüyle ikna olmuşsak, bunu yapmayı başarıp başaramayacağımızı da düşünmüşsek ve bunu yapabileceğimize tamamen güveniyorsak, o zaman o kadar da stresli bir iş olmaz – özellikle de esas olarak alarm sistemine odaklanmazsak.

Etik öz disiplin sahibi olmaya yardımcı olmakla ilişkili dokuz tane ikincil bodhisattva yemini vardır. Bunlar arasında bir şeyi yapma zorunluluğunun bunu yapma yasağından üstün geldiği durumlarda, bunu yapmaktan kaçınmak konusunda ısrar etmemek bulunur. Rejimdeyken bir aile yemeğine gitmişsek, sadece bazı diyet tozları alıp yemeği yemediğimizde aileyi gücendireceğimiz için burada zorunluluk yasağı hükümsüz kılar. Aşırı tutucu olmamak bodhisattva yeminlerinden biridir. Bunu aklımızda bulundurursak, o kadar strese girmeyiz.

Soru: Shantideva’nın bu konuyu sunumu hakkında hangi kitapları önerirsiniz?

Alex: Shantideva’nın kendi metni Bodhisattva Davranışına Haiz Olmak eserini öneririm. Tüm Budist öğretileri arasında Budizm’in İncili gibi olacak tek bir kitap seçmek gerekseydi, bu kitap olurdu. Çoğu Tibetli ustanın bu konuda benimle hemfikir olacağını düşünüyorum. Ayrıca bu kuşkusuz Kutsal Dalai Lama’nın da en sevdiği metindir. Günün birinde fırsatınız olursa, bunu birkaç seneye yayarak, çok yavaş yavaş, satır satır çalışın. Bunu yapmaya değer. Hızlıca okuyup bitirmeyin. Öğrencilerin bu konuda öğreti isteğinde bulunması önemlidir. İstekte bulunmak son derece mühimdir.

Soru: Olumsuz eylemler, sözler ve düşüncelerden kaçınmak gerektiğini söylediniz. İlk ikisini anlayabiliyorum ama üçüncüyü yalnızca olumlu düşüncelerin ortaya çıktığı bir zihin terbiye etmek gibi anlayabiliyorum. Düşüncelerimi kontrol etmeyi anlamıyorum. Kendimizi bu gibi olumsuz duygulardan nasıl alıkoyarız?

Alex: Bu tamamen aynı şeydir. Öncelikle, yıkıcı düşünme biçimlerini tanımamız gerekir. Bir kimse bir ay önce olumsuz bir şey yapmışsa ve biz hâlâ bunu düşünüyorsak, bu tarz düşünceler yıkıcı, son derece olumsuzdur. Böyle yapınca mutlu olmayız, öyle değil mi? Bu son derece mutsuz bir zihin yapısıdır ve yalnızca moralimizi bozmaya yarar. Aklımıza böyle bir olaya dair düşünceler geldiğinde mümkün olduğunca çabuk bunun hiçbir işe yaramadığını anlamamız gerekir. Sonra da bu zihinsel tribe girmeyeceğimize dair kesin bir karar vermek gerekir.

Bir şeyi düşünmeyi pat diye bırakmak kolay değildir; bu yüzden, genellikle bu gibi durumlarda başka bir şey düşünmek önerilir. Akılda tutması ve olumsuz düşüncelerin yerine koyması en kolay şey mantradır. “OM MANI PADME HUNG” mantrasını söylemeye başlayın ve bununla bir sevgi veya şefkat düşüncesi yaratmaya çalışın. Mantrayı zikrederken zihnimiz başka yerlere gitmeye başlarsa, alarm devreye girer. Biz de farkındalığımızı geri kazanır ve mantraya tutunuruz. Bu yalnızca olumsuz düşünceler için değil, müzik konusunda da çok faydalıdır. Bir şarkı duyunca bazen bir bakarız ki bu şarkı aklımıza takılmış. Bunu ne kadar aptalca bulduğumu anlatamam. O zaman yapacak tek şey bir mantra okumaktır. Kafamıza takılan şarkıyı susturacaktır.

Shantideva’nın metninin tefsirleri hususunda, artık Kutsal Dalai Lama’nın da – sabır hakkındaki altıncı bölüm üzerine, ayırıcı farkındalık hakkındaki dokuzuncu bölüm üzerine, vb. olmak üzere – bazı tefsirleri bulunuyor. Okunacak en iyi metinler bunlardır.

Soru: Kendi deneyimimden yola çıkacak olursam, olumsuz düşüncelerimi kontrol edebiliyorum ama güçlü duyguları kontrol edemiyorum. Bu fiziksel bir parçammış gibi beni tamamen etkisi altına alıyor. Duyguları nasıl kontrol ederiz?

Alex: İngilizcede sahip olduğumuz “duygu” (emotion) kelimesi oldukça genel bir terimdir. Bir kimsenin ölümü için üzüntü duymak nefretten çok farklı olsa da, her ikisine de “duygu” deriz. Sevgi ve şefkat de duygulardır ama bunlar olumsuz olmamalarına ve bu yüzden gemlenmelerine lüzum olmamasına rağmen, bunlara olumsuz bir duygu olan bağımlılık eşlik edebilir. Üzüntü duygusu bile bazen sağlıklı bir duygu olabilir. Söz gelimi, sevdiğimiz bir kimsenin ölümünden sonra bir yas dönemi yaşamamız normaldir. Eğer kendimizi kedere hapsedersek, o zaman bu bir sorundur ama bu ayrı bir konu.

Başka duygular da, örneğin korku, pek faydalı değildir ama yine de bir sağlıklı korku bir de sağlıksız korku vardır. Bir arabanın altında kalmaktan korktuğumuz için karşıya geçerken sağımıza solumuza bakarız – bu sağlıklı türde bir korkudur. Buna karşın, karanlık korkusu gibi, kontrol edilemez, harap edici korkular ise sağlıksızdır. Bunlar bizi felce uğratır, faydalı olabilecek şeyler yapmamızı engeller. Böylesi sağlıksız duygularla ilgili en temel nokta, bunlar kontrolden çıkmadan önce bunların farkına varmaktır. O zaman bir karşıt güç uygulamak için disiplin kullanırız. Eğer sağlıksız duygu çok kuvvetliyse, karşıt güç bir tür nefes alma pratiği olabilir. Korku için her daim önerilen karşıt güç Tara mantrasıdır.

Söz konusu olan duygu nefret, intikam, vb. ise, bunun dezavantajlarını düşünün. Olumsuz duyguyu bloke etmekle kalmayın, bunun yerine olumlu bir şey koyun. Budizm’de rahatsız edici duyguları ve tutumları tek bir terim karşılar: nyon-mongs (San. klesha; kederli duygular). Mutluluk ve üzüntü ise farklı bir terimle, “his” olarak tercüme edilen tshor-ba (San. vedana) ile ifade edilir. Batı’da her ikisine de karşılık gelen tek bir kelime vardır: duygu ya da his. Bu da zihin karışıklığına sebep olur.

İthaf

Olumlu bir eylemde bulunduk. Etik öz disipline kulak vermemiz ve öğrenmemizde olumlu bir güç vardır. Bunun samsara geliştirici değil, aydınlatma geliştirici bir olumlu eylem olmasını istiyoruz. O halde bunu aydınlanma amacına ithaf ediyoruz.

Tüm öğrendiklerimiz bir Buddha olmaya ve herkese mümkün olduğunca yardımcı olmaya vesile olsun. Bu anlayış hep daha derine insin, öğrendiğimiz diğer her şeyle ağ oluştursun ve tüm diğer yapıcı eylemlerimizle ağ oluşturmaya başlasın ki aydınlanmaya giden yol boyunca hep daha fazla etik öz disiplin geliştirebilelim ve herkese hep daha fazla faydamız dokunsun. Bütün evrendeki herkes, bilhassa yaşadığımız bu zor zamanlarda, etik öz disiplin geliştirebilsin.

Çok teşekkür ederim.