Berzin Arşivi

Dr. Alexander Berzin'in Budizm ve İslam konularındaki Arşivi

Bu sayfayı Metin Versiyonu olarak değiştirin. Ana Geziyi Atla

Anasayfa > Tarihsel, Kültürel ve Karşılaştırmalı Çalışmalar > Budizm ve Bön’ün Tarihçesi > Budizm ve İslam’ın Batı Türkistan’daki Tarihsel Gelişimi

Budizm ve İslam’ın Batı Türkistan’daki Tarihsel Gelişimi

Alexander Berzin
Eylül 1994, Gözden geçirilme: Kasım 2006
(Arkeolojik veriler Sergei Sokolov tarafından sağlanmıştır.)
Türkçe’ye çeviren: Güzin A. Yener

Parthia ve Baktriya

Budizm tarihsel olarak Orta Asya’da bulunan ve Batı Türkistan’ı oluşturan bütün eski Sovyet Cumhuriyetleri’nde bulunur: Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan. Başlangıçta M.Ö. I. yüzyılda Gandhara (Pakistan) ve Afganistan üzerinden Parthia [1] ve Baktriya’ya yayılmıştır. Türkmenistan ve Kuzeydoğu İran, Parthia Krallığı’nı oluştururken; Güney Özbekistan, Tacikistan ve Kuzey Afganistan, Baktriya Krallığı’nı oluşturuyordu  [2].

Soğd Bölgesi

Budizm, Soğd [3] bölgesine genelde Baktriya yani orta Özbekistan ve Kuzeybatı Tacikistan üzerinden yayıldı. Çinli hacı Xuanzang (Hsüan-tsang), altıncı yüzyılda Soğd başkenti Semerkant’ta yer alan iki devasa Budist manastırının varlığından söz eder.

Batı Göktürk İmparatorluğu

Yedinci yüzyılda Moğolistan’dan gelen Türkî topluluklar Orta Asya’nın büyük kısmını fethedince, Budizm de Soğd bölgesi ve Doğu Türkistan’da bulunan Kaşgar/Hotan üzerinden Güney Kazakistan’da bulunan Taraz (Talas) Nehri vadisine ve Kuzey Kırgızistan’da bulunan Chu Nehri vadisine kadar yayılma imkânı buldu. Bu bölgeler Batı Göktürk İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alıyordu [4]. Tibet VIII. yüzyılda Doğu Türkistan’ı yönetmeye başladığında aynı zamanda doğu Kırgızistan’ı da işgal ederek onları erken dönem Tibet Budizmi’yle tanıştırmış oldu  [5].

İslam, Orta Asya’nın güneyinde bulunan bu cumhuriyetlere IX. – X. yüzyıllar arasında ve kuzeyine de XI. yüzyılda gelmiş olsa da, Budizm kuzeyde hiçbir zaman yok edilemedi. İslam bu bölgede her zaman zayıftı ve genelde Şamanizm ve Budizm ile karışmış durumdaydı. Tüm bölgede İslam’ın ana formu her zaman meditasyonu ve bir ustanın yanında yaşayan yüksek seviyede adanmış uygulayıcılardan oluşan topluluklarıyla doktrinel olmayan bir öğreti sunan Sufilikti.

Doğu (Cungar) Moğolları

Doğu Türkistanlı Cungar Moğolları [6] ve XVII. yüzyılın başında onlardan kopan Kalmıklar, Tibet Budizmi’nin Gelug geleneğini takip ediyordu ve XVI. – XVIII. yüzyılın ortalarına dek doğu Kazakistan’daki Balkaş Gölü’n ün güney doğusunda bulunan Yedisu [İng. Semirechye, çn.] bölgesinde ve XVII. – XVIII. yüzyılın ortalarına kadar da Kazakistan’ın Issık Gölü civarında bulunan çadır manastırlarına sahiplerdi. Kalmıklar, Volga’ya göç ederken geçtikleri Kazakistan’ın pek çok bölgesinde de çadır manastırlar kurdurmuşlardı.

Cungarlar Kazakistan’ın doğusundaki Balkaş Gölü civarında taş manastırlar [7] da inşa ettirdi. Bu Gelug manastırları [8] Kazakistan XVIII. yüzyılın ortalarında Rusya tarafından fethedilene dek varlığını sürdürdü. Bu manastırların Cungarların Mançular karşısında XVIII. yüzyılın ortalarında aldığı yenilgiden önce yapılıp yıkımdan mı kurtulduğu; yoksa Çin Mançu İmparatorluğu’nun Doğu Türkistan’ı ilhakı ile sonuçlanan katliamdan sonra Kazakistan’a kaçan Cungar mülteciler tarafından mı kurulduğu açık değildir. Bazıları XVIII. yüzyılın sonlarında Volga yöresinden Doğu Türkistan’a dönerek Kazakistan’a yerleşen Kalmıklar tarafından da yapılmış olabilir. Bu soru Rus dilinde Cungarlar genelde Kalmık olarak da adlandırıldığı için kafa karıştırıcıdır.

Budizm ve İslam Arasındaki Kültür Alışverişi

Bahsi geçen tüm bölgelerde Budizm ve İslam arasında karşılıklı bir kültür değiş tokuşunun yaşandığına dair işaretler vardır. Örneğin, Kazak Sufileri yalnızca tekrar doğuşa inanmakla kalmaz, tıpkı Tibet ve Moğol Budistlerinin kendi öğretmenlerine yaptığı gibi ölen Sufi öğretmenlerin reenkarne olmuş kimliklerini tespit edebilirler. Sufiler ölen öğretmenleri için türbeler inşa ederek etrafını tavaf eder ve yağ kandilleri yakarlar ki bu ölen Budist ustaların ardından stupaların etrafında yapılan törensel pratikleri anımsatır. Sufi meditasyon belirli bir nefes düzeniyle harmanlanarak Peygamber ve diğer ruhani üstatların imgelenmesini içeren, mantraların İslami karşılıklarının zikredilmesine benzeyen zikir uygulamalarına sahiptir. 


[1] Parthia’da bulunan iki adet Budist stupanın kalıntıları Türkmenistan’ı n başkenti Aşkabat yakınlarındaki Merv şehrindedir. Aşkabat yakınlarında Budist mağaralar da keşfedilmiştir.

[2] Baktriya’da bulunan Budist manastırlarının kalıntıları güney Özbekistan’ın Tirmiz şehri yakınlarındaki Kara Tepe, Fayas Tepe ve Dalverzin Tepe’de; Zormala’da bulunan stupa kalıntıları ve Balalık Tepe’de bulunan Budist duvar resimlerinin her ikisi de Surhanderya eyaletindedir. Güney Tacikistan’da bulunan Ajina Tepe’de bulunan Budist manastırın kalıntılarında kazı yapılmıştır.

[3] Soğd kültürüne ait Budist kalıntılara Özbekistan’da bulunan Semerkant yakınlarındaki Yerkurgan ve Tacikistan’daki Panjikent’te rastlanır. Doğu Özbekistan’daki Fergana Vadisi’nde bulunan Kuva’da da kalıntılara rastlanmıştır. Yukarıda bahsedilen Baktriyan döneme ait çoğu yer kalıntısı Soğd döneminde de varlığını korumuştur.

[4] Talas (Taraz) Nehri Vadisi’ndeki Şimkent (Çimkent) yakınlarındaki Sayram Kelye ve Jambıl (Dzhambul) eyaletindeki Tektur Mas’ta kalıntılar bulunmuştur. Arkeologlar Jambıl’daki Taraz kenti yakınlarında bulunan Kos Tobe’de de Budist kalıntılar olduğunu düşünmektedir. Çu [veya Çuy, çn.] Nehri vadisi boyunca bulunan Budist kalıntılara özellikle Issık Gölü’nün kuzey kıyısında bulunan modern Çolpon-Ata şehri yakınındaki Kızıl Uzen’de, Tokmok (Tokmak) yakınlarındaki Ak-Beşim (Suyab) ve Balasagun ile Çu Nehri’yle birleşen Krasnaya Nehri kıyılarında rastlanır.

[5] Issık Gölü civarındaki bazı “mani” taşları Karakol (Przhevalsk) yakınlarında ve Tamga Gorge’nin güney kıyılarında su altında bulunmuştur; ayrıca gölün güneydeki Julku ve Barskaon geçitleri ile kuzeyindeki Issıkata geçidinde de benzer buluntular vardır.

[6] Bu döneme ait Mani taşları Yedisu bölgesindeki Tanglalı-Taş’ta ve Almatı ile Issık Gölü’nün güney kıyısındaki Zanka Gorge’de bulunmuştur.

[7] Taştan yapılma Cungar Budist manastırlarına Kazakistan’daki Almalık, Kazak/Çin sınırına yakın Balkaş Gölü’nün güneyindeki İli Nehri kıyıları, Jezkazgan (Dzhezkazgan) kenti yakınındaki Kızıl Kent ve Balkaş Gölü’nün batısındaki Sarı Su Nehri kıyılarında rastlanmıştır. İrtış Nehri boyunca ve Kazak/Rus sınır hattındaki Balkaş Gölü’nün kuzeyindeki Semey’d e (Semipalatinsk) büyük bir Budist manastırı bulunuyordu ve bir diğerinin kalıntılarına da Ust Kamenogorsk yakınlarındaki Ablaiket’te rastlanmıştır. Almatı’nın doğusunda bulunan ve Kazakistan’ı Issık Gölü bölgesinden ayıran Zailisky Alatau Dağlarının kuzey yamaçlarından bugünkü Çin sınırının geçtiği bölgeye değin Budist manastırları bulunuyordu ve bazı kalıntılara Almatı yakınlarındaki Talgar’da ve sınırdaki Narın İli’nde bulunan Sumbe’de rastlanmıştır.

[8] En geç döneme tarihlenen ahşap manastır, Almatı yakınlarındaki Medeu’d a (Medeo) XIX. yüzyılın başlarında inşa edilmiştir.