Berzin Arşivi

Dr. Alexander Berzin'in Budizm ve İslam konularındaki Arşivi

Bu sayfayı Metin Versiyonu olarak değiştirin. Ana Geziyi Atla

Anasayfa > Tarihsel, Kültürel ve Karşılaştırmalı Çalışmalar > Budist Ekollerin Karşılaştırılması > Budizm’in Temel Biçimleri Hakkında İnceleme

Budizm’in Temel Biçimleri Hakkında İnceleme

Alexander Berzin
Kahire, Mısır, Kasım 1995

İlk yayımlandığı kaynaktan Aralık 2006’da gözden geçirilen versiyon:
Berzin, Alexander. Buddhism and Its Impact on Asia.
Asian Monographs
, no. 8.
Cairo: Cairo University, Center for Asian Studies, June 1996

Türkçe’ye çeviren: Güzin A. Yener

Bugün varolan ana sistemleri temsil etmeleri dolayısıyla Theravada, Çin ve Tibet Budizmi’nin bazı ayırıcı özelliklerine birlikte göz atalım.

Theravada

Theravada farkındalık meditasyonu üzerinde durur: Nefese odaklanılarak ve bedendeki duyulara, otururken, hareket ederken veya oldukça yavaş bir şekilde yürünürken hareket etme niyeti gözlemlenerek yapılır. Yükselip alçalan her ânın farkındalığı ile kişi gelip-geçiciliğin [İng. impermanence, çn.] deneysel idrakini elde etmiş olur. Bu kavrayış kişinin tüm deneyimlerini analiz etmek üzere kullanıldığındaysa kalıcı, her şeyden ve herkesten bağımsız değişmeyen bir benliğin varolmadığı idrak edilir. Her şey anlık değişimin devinimidir. Bu yolla, kişi gerçekliğin idraki yoluyla özgürleşerek kendisini benmerkezci endişe ve bunun getirdiği mutsuzluktan kurtarabilir. Theravada sevgi ve şefkat üzerinde meditasyon uygulamaları da öğretir; ancak bu yalnızca son çeyrek asırda Tayland’da başlayan ve Budistleri sosyal yardım ve çevreyi koruma gibi konularda geliştirilen programlara dâhil eden “Angaje Budizm” [İng. Engaged Buddhism, çn.] hareketiyle birlikte uygulanır olmuştur. Theravada rahipleri ayrıca Budist metinleri etüt edip ilahi formunda söyleyerek ruhban olmayan halk için ritüel törenleri de uygular. Rahipler her gün sessizlik içerisinde sadaka için dilenmek üzere manastırlardan çıkar ve ruhban olmayan hane sahipleri de onlara yemek sunarak cömertlik pratiği yapmış olur.

Doğu Asya’daki Mahayana

Çin üzerinden yayılan Doğu Asya Mahayana geleneklerinin iki ana kolu vardır: Saf Diyar ve Japonya’da bilindiği şekilde Zen. Saf Diyar geleneği Sonsuz Işık Buddhası olan Amitabha’nın adının zikredilmesi yoluyla onun Saf Mutluluk Diyarı’na erişilmesi üzerinde durur. Burası her şeyin kişinin Buddhalığa erişmesine amade bir ortam hazırladığı bir tür cennettir. Zen tüm kavramsal düşüncelerin bertaraf edildiği zihinsel sükûnet sayesinde, zihnin şefkatli ve bilgelikle donatılmış saf doğasının parlayarak açığa çıkacağı sıkı bir meditasyonun önemini vurgular. Her iki geleneğin rahip ve rahibeleri de metinleri ilahi formunda okur ve Konfüçyüs kültürüne paralel olarak ruhban olmayan halkın özellikle ölen atalar için talep ettiği seremonileri yerine getirir.

Tibet Mahayana Geleneği

Mahayana Budizmi’nin tüm Orta Asya’da bulunan Tibet formu, yoğun meditasyon ile birlikte eğitimin önemini vurgular – özellikle de mantık ve münazara yoluyla zihnin ve duyguların doğası üzerine. Bu uygulamalar, imgeleme gücünü kullanıp bedenin gizil enerjileriyle çalışarak kişinin kendisini Buddha’ya dönüştürdüğü tantra pratiği ile birlikte kullanılır. Bu, boşluk ve şefkat üzerine konsantrasyon çalışmaları yapıp, bu doğrultuda kişinin kendisini belirli bir Buddha-formu olarak imgelemesiyle gerçekleştirilir. Bu formlara bazen “meditasyon ilahi varlıkları” dense de, bunlar anlaşıldığı ve kullanıldığı şekliyle Tanrı’ya eşdeğer değillerdir ve Budizm de hiçbir şekilde politeist [çok tanrılı, çn.] bir din değildir. Her Buddha formu Buddha’nın aydınlanışının, örneğin bilgelik veya şefkat gibi belirli bir yönünün sembolik temsilidir. Kişinin kendini bu formda imgeleyip bununla ilişkili kutsal heceleri (mantralar) tekrarlaması kendi aldatıcı, olumsuz kendi-imgesinin üstesinden gelmesine ve o figürde vücut bulmuş vasıfları kendinde geliştirmesine yardımcı olur. Bu çok ileri seviyede bir uygulamadır ve tamamen ehil bir öğretmenin yakın gözetmenliğini gerektirir.

Tibet Budizmi ayrıca, yüksek oranda ilahi ve genelde olumsuz güçleri ve müdahaleleri iblis formunda imgeleyerek, bertaraf etmek üzere tasarlanmış ritüeller içerir. Bu ritüeller esnasında kişi kendisini son derece kuvvetli ve gazap dolu bir formda tahayyül ederek meditatif olarak enerji toplamaya ve güçlüklerin üstesinden gelmek için gerekli özgüveni geliştirmeye çalışır. Ayrıca yine imgeleme yoluyla sevgi ve şefkatin geliştirilmesi için yapılan meditasyon tekniklerine de büyük önem atfedilir.