Berzin Arşivi

Dr. Alexander Berzin'in Budizm ve İslam konularındaki Arşivi

Bu sayfayı Metin Versiyonu olarak değiştirin. Ana Geziyi Atla

Anasayfa > Budizmin Dünyadaki Yeri > Ruhsal Öğretmenler > Pali Kanonundan Biraraya Getirildiği Şekliyle Buddha’nın Yaşamı

Pali Kanonundan Biraraya Getirildiği Şekliyle Buddha’nın Yaşamı

Alexander Berzin, Ağustos 2010
Türkçe’ye çeviren: Güzin A. Yener

Tarihsel Buddha’nın yaşamı klasik Budist literatürünün çeşitli katmanlarından ortaya çıkmıştır. En eski versiyon herhangi bir metinden değil, Pali suttası (San.. sutra) ve Theravada vinaya literatürü geleneğinin kaydettiği olaylardan derlenerek biraraya getirilmiştir. Daha geç döneme ait Mahasanghika, Sarvastivada ve Mahayana gelenekleri, bu erken döneme ait metinlerin sade çerçevesini zaman zaman insanüstü olabilen birçok özellikle süsler. Pali literatüründen ortaya çıkan orijinal betimleme ise; oldukça insani, sıkıntılı ve emniyetsiz bir zamanda yaşamış, hem kişisel hem de kendi manastır topluluğu içerisinde sayısız güçlük ve mücadele ile karşılaşmış bir insan portresi çizer. Burada, Buddha’nın yaşamının bahsi geçen bu en eski versiyonlarda anlatıldığı ve Stephen Batchelor’ın bilimsel araştırması olan Confession of a Buddhist Atheist’de [Ateist bir Budist’in İtirafı, çn.] sunulduğu şekliyle bir çerçevesini sunmaya çalışacağız. Tüm isimler Pali versiyonlarında geçtiği şekliyle aktarılmıştır.

Buddha milattan önce 566 yılında, bugün Güney Nepal’de bulunan Lumbini Parkı’nda (Tib. Lumbi-na’i tshal) doğdu. Bu park, Sakiya’nın (Tib. Sha-kya, San. Shakya) başkenti olan Kapilavatthu’dan (Tib. Ser-skya’i gnas, San.. Kapilavastu) pek uzak değildi. Kişisel ismi olan Siddhattha (Tib. Don-grub, San.. Siddhartha), Pali kanonunda karşımıza çıkmasa da yararlı olması açısından burada kullanılabilir. Buddha’ya atfedilen bir diğer isim olan Gotama (Tib. Gau-ta-ma, San.. Gautama) da aslında ait olduğu klanın ismidir.

Siddhattha’nın babası Suddhodana (Tib. Zas tsang-ma, San. Shuddhodana) daha sonraki Budist literatüründe bahsedildiği gibi bir kral değildi. Tersine, Gotama klanına mensup bir soylu olarak belki de Sakiya’nın bölge valisi olarak hizmet ediyordu. Pali kanonu, annesinin adından söz etmez ama daha sonraki Sanskritçe kaynaklar kimliğini Maya-devi (Tib. Lha-mo sGyu-‘phrul-ma) olarak belirlemiştir. Siddhattha’nın annesi, doğumdan kısa bir sonra vefat etti ve Siddattha zamanın gelenekleri uyarınca babasıyla evlenen teyzesi Pajapati (Tib. sKye-dgu’i bdag-mo chen-mo, San.. Mahaprajapati) tarafından büyütüldü.

Sakiya eski bir cumhuriyetti ama Siddhatta’nın doğumu zamanında güçlü bir krallık olan Kosala’nın (Tib. Ko-sa-la, San.. Koshala) bir parçası konumundaydı. Kosala’nın sınırları Ganj Nehri’nin kuzey kıyılarından bugünkü Bihar’a ve Himalayalar’ın eteklerine dek uzanıyordu. Başkenti Savatthi’ydi (Tib. gNyan-yod, San.. Shravasti).

Buddha’nın yaşamında yer tutan önemli bölgelerin coğrafi konumunu betimlemek, bu biyografinin takip edilmesini kolaylaştıracağından, kısa bir çerçeve sunalım. Sakiya, güneydoğusunda bulunan Malla (Tib. Gyad-kyi yul, San. Malla) eyaletiyle birlikte Kosala’nın doğu kısmında bulunuyordu. Malla’nın doğusunda başkenti Vesali (Tib. Yangs-pa-can, San Vaishali) olan Vajji (San.. Vrji) Cumhuriyeti vardı. Vajji Cumhuriyeti, klanların oluşturduğu bir konfederasyon tarafından yönetiliyordu ve aralarında en ünlü olanı Licchavi (Tib. Li-ccha-bi, San. Licchavi) klanıydı. Vajji ve Kosala’nın doğusunda, Ganj Nehri’nin ötesinde, başkenti Rajagaha (Tib. rGyal-po’i khab, San. Rajagrha) olan güçlü Magadha Krallığı (Tib. Yul Ma-ga-dha, San.. Magadha) bulunuyordu. Kosala’nın batısında, bugünkü Pakistan Punjab’ında (Pencap, çn.] bulunan Pers Ahameniş [İng. Achaemenid, çn.] İmparatorluğu’na bağlı bir satraplık olan Gandhara (Tib. Sa-‘dzin, San Ghandhara) vardı. Başkentinde zamanın en ünlü üniversitesi olan Takkasila (Tib. rDo-‘jog, San. Takshashila) bulunuyordu. Burada, Yunan ve Pers düşüncesi ile kültürleri zamanın Hint düşünce ve kültür ekseniyle karışmış durumdaydı.

Siddhattha’nın büyüdüğü Kapilavatthu, zamanın ana ticaret arteri olan Kuzey Yolu’nun önemli kentlerindendi. Kuzey Yolu Kosala’yı batıdaki Gandhara’ya, Sakiya üzerinden Malla ve Vajji Cumhuriyeti’ne ve güneyde de Magadha’ya bağlıyordu. Pali kanonu Siddhattha Gotama’nın yirmi dokuz yaşından önceki yaşamıyla ilgili pek az şey aktarsa da büyük ihtimalle pek çok kültüre aşinaydı. Tam olarak ortaya konamasa bile Takkasila’da öğrenim görmüş bile olabilirdi.

Siddhattha, Sanskrit literatüründe Yashodhara (Tib. Grags ‘dzin-ma) olarak bilinen Bhaddakaccana ile evlendi. Bhaddakaccana, Siddhattha’nın kuzeni ve Devadatta’nın (Tib. Lhas-byin, San. Devadatta) kız kardeşiydi. Devadatta daha sonra Buddha’nın başlıca rakibi olacaktı. Çiftin Rahula (Tib. sGra-gcan ‘dzin, San. Rahula) isminde tek bir erkek çocukları oldu. Oğlunun doğumundan kısa bir süre sonra, Buddha yirmi dokuz yaşında Kapilavatthu’yu terk etti ve Magadha bölgesine doğru yönelerek ruhani hakikati aramaya başladı. Kuzey Yolu’nu izleyip Ganj Nehri’ni geçerek Rajagaha’ya ulaştı. O zamanlarda Magadha, Kral Bimbisara (Tib. gZugs-can snying-po) ve Kosala da Kral Pasenadi (Tib. rGyal-po gSal-rgyal, San. Prasenajit) tarafından yönetiliyordu. Kosala ve Magadha arasındaki ittifak neticesinde, her iki kral da birbirlerinin kız kardeşleriyle evlenmişti. Kral Pasenadi’nin kız kardeşinin adı Devi’ydi (Tib. Lha-mo, San. Devi).

Siddhattha, Magadha’da Alara Kalama (San Arada Kalama) ve Uddaka Ramaputta (San. Udraka Ramaputra) adlı iki öğretmenin öğrenci topluluğu içerisinde öğrenim gördü. Brahmanik gelenekten geldikleri için, ona hem hiçlik [İng. nothingness, çn.] üzerine, hem de ayırt ederek ve ayırt etmeyerek fark edilen idrakle yapılan içe çekili [İng. absorbed, çn.] konsantrasyona ulaşmanın yollarını öğrettiler. Ne var ki, Siddhattha bu becerilerle tatmin olmamıştı ve bu öğretmenlerin yanından ayrıldı. Daha sonra aşırı inziva ve fakirlik perhizi uygulamaya başlayarak neredeyse hiçbir şey yememeye başladı. Bu pratiğin de kurtuluşa ulaştırmadığını hissetti. Orucunu bozdu ve günümüzde Bodh Gaya olarak bilinen, yakındaki Uruvela’ya (Tib. lDeng-rgyas, San Urubilva) giderek bodhi ağacının altında otuz beş yaşında aydınlanmaya erişti. Bu Magadha’ya varmasından altı yıl sonra olmuştu.

Aydınlanmaya eriştikten sonra, Migadaya’nın batısındaki Isapatana’da (Tib. Drang-srong lhung-ba, San. Rshipatana) bulunan Geyik Parkı’na [İng. Deer Park, çn.] gitti. Bu bölge bugün Varanasi’nin hemen dışında bulunan Sarnath’tır. Ganj Nehri’nin kuzeyi olsa da, Kral Pasenadi bu bölgeyi kız kardeşi Devi’yi Kral Bimbisara ile evlendirirken çeyiz olarak Magadha’ya bırakmıştı. Buddha yağmur mevsimini Geyik Parkı’nda beş yoldaşıyla geçirdi ve kısa zamanda bakmakla yükümlü hale geldiği birliktelik hayatından uzak [İng. celibate, çn.] bir topluluk oluşturan az sayıda takipçisi oldu.

Vesali’deki Licchavi klanından bir soylu olan Mahali, Buddha’dan haberdar oldu ve Kral Bimbisara’ya onu Magadha’ya davet etmesini önerdi. Dolayısıyla musondan sonra Buddha ve gittikçe büyüyen topluluğu, Magadha’nın doğusundaki başkent Rajagaha’ya döndü. Kral Bimbisara, Buddha’nın öğretilerinden etkilenmişti ve ona yağmur mevsiminde topluluğu ile beraber kalması için kullanılmayan bir park olan “Veluvana”’yı (Tib. ‘Od-ma’i tshal, San. Venuvana), yani “Bambu Korusu”’nu [İng. “Bamboo Grove”, çn.] bağışladı.

Kısa süre sonra bölgedeki etkili bir gurunun en önemli iki öğrencisi olan Sariputta (Tib. Sha-ri’i bu, San. Shariputra) ve Moggallana (Tib. Mo’u dgal-gyi bu, San. Maudgalyayana) Buddha’nın topluluğuna katıldı. Daha sonra Buddha’nın en yakın müritleri oldular. Sariputta, Buddha’dan büyüyen manastır topluluğu için yeminler oluşturmasını istedi ve Kral Bimbisara da topluluğun bölgede bulunan Jainler gibi diğer ruhani dilenci grupların bazı âdetlerini benimsemesini önerdi. Kral özellikle, öğretileri tartışmak üzere her ayın ilk çeyreğinde toplanmak (Tib. gso-sbyong, San. uposhadha) âdetinin benimsenmesini salık verdi. Buddha bunu kabul etti.

Bir gün, Kosala başkenti Savatthi’den zengin bir banker olan Anathapindika (Tib. dGon-med zas-sbyin, San. Anathapindada) iş için Rajagaha’ya geldi. Buddha’dan etkilenerek ona yağmur mevsimini Kral Pasenadi’nin başkenti olan Savatthi’de geçirmek üzere bir yer bağışlamayı önerdi. Kısa bir süre sonra, Buddha ve keşişler topluluğu Kosala'ya gitti ama bu Anathapindika’nın onlara kalacak doğru düzgün bir yer sunmasından birkaç yıl önce oldu.

Bu arada, Buddha ailesini ziyaret etmek üzere Kapilavatthu’ya döndü. Babası Suddhodana kısa sürede takipçilerinden biri oldu ve sekiz yaşındaki oğlu Rahula da manastır topluluğuna çömez olarak kabul edildi. Bunu takip eden senelerde, Buddha’nın kuzenleri olan Ananda (Kun dga’-bo, Skt. Ananda), Anuruddha (Tib. Ma-‘gag-pa, San. Anuruddha) ve Devadatta ile Buddha’nın yarı kardeşi olan “Sundarananda” (Tib. mDzes-dga’, San. Sundarinanda), yani “Yakışıklı Nanda” olarak da bilinen Nanda (Tib. dGa’-bo, San. Nanda) dâhil bazı Sakiya soyluları da topluluğa katıldı.

Buddha’nın üvey annesi ve teyzesi Pajapati gittikçe büyüyen topluluğa katılıp katılamayacağını sorduğunda Buddha ilk önce reddetti. Cesareti kırılmayan Pajapati saçlarını kazıyıp sarı giysilere bürünerek büyük bir grup kadınla birlikte Buddha’yı izlemeye devam etti. Pajapati, Buddha’dan manastır düzenine katılmak için yapılan töreni talep etmeye devam etti ama Buddha ikinci ve üçüncü sefer de reddetti. En sonunda, ölümünden birkaç yıl önce Ananda aracı olarak Pajapati adına bir kez daha ricada bulundu ve Buddha sonunda kadınların manastır düzenine dâhil olmalarına izin verdi. Bu Vajji Cumhuriyeti’nin Vesali kentinde oldu ve Budizm’deki rahibe manastır düzeninin başlangıcı kabul edildi.

Cömertliğiyle nam salan Anathapindika, Buddha’nın Kosala’ya dönmesinden birkaç sene sonra Savatthi’de büyük miktarda altın ödeyerek “Jetavana” (Tib. rGyal-byed-kyi tshal, San. Jetavana) yani “Jeta’nın Korusu” [İng. Jeta’s Grove, çn.] denilen bir parkı satın aldı. Orada Buddha’nın ve keşişlerinin yağmur mevsimini geçirebilmesi için fazlasıyla lüks bir konut yaptırdı. Nihayet, aydınlanmasından yaklaşık yirmi yıl sonra, Buddha senenin kalan zamanlarında bir yerden bir yere gezgin olarak hareket eden manastır topluluğu için musonun üç ayı boyunca tek bir yerde kalmalarına izin veren yağmur mevsimi inziva (Tib. dbyar-gnas, San. varshaka) geleneğini resmen tesis etti. Bir bütün olarak ele alındığında, Buddha on dokuz yağmur mevsimi inzivasını Jeta’nın Korusu’nda geçirerek 844 söylevini burada verdi. Anathapindika, yaşamının sonlarına doğru iflas etse de Buddha’nın manastır topluluğunun önemli hamilerinden biri olmaya devam etti.

Kosala Kralı Pasenadi, Gotama Buddha yaklaşık kırk yaşlarında iken, onunla ilk kez Jeta Korusu’nda karşılaştı. Buddha’dan çok etkilenen Kral Pasenadi de onun takipçisi ve hamilerinden biri oldu. Ancak Buddha’nın Kral Pasenadi ile ilişkisi her zaman hassastı. Kral entelektüel bir öğrenme hamisi olsa da, aynı zamanda şehvet düşkünlüğü ve sıklıkla zalimliğiyle de biliniyordu. Örneğin, paranoyasından ötürü Malla’dan arkadaşı ve ordusunun kumandanı olan Bandhula’yı öldürttü ama daha sonra pişman olarak Badhula’nın yeğeni Karayana’yı ordusunun başına getirdi. Yıllar sonra General Karayana, Pasenadi’yi tahttan indirerek amcasının intikamını aldı. Ancak Buddha, Kralın kararsız ve günü gününe uymayan pek çok yöntemine şüphesiz hırsızlara ve vahşi hayvanlara karşı korumasına ihtiyacı olduğu ve onları destekleyecek diğer zengin hamilere bu sayede ulaşabildiği için müsamaha gösterdi.

Kendinden sonra hanedanın devamını sağlayabilmek için Kral Pasenadi’nin bir oğul sahibi olması gerekiyordu. İlk eşi olan Magadha Kralı Bimbisara’nın kız kardeşinden bir çocuğu olmamıştı. Kral bunun üzerine Buddha’nın takipçilerinden olan Mallika (Tib. Ma-li-ka, San. Mallika) adlı, düşük kasttan güzel bir kadını ikinci eşi olarak aldı. Kraliyet sarayının brahmin rahipleri onun düşük kasttan olması nedeniyle öfkelendi. Mallika ve kralın Vajiri (Tib. rDo-rje-ma, San. Vajri) adlı bir kızları oldu.

Kral bir oğul sahibi olabilmek için üçüncü bir eş alması gerektiğine karar verdi ve Buddha’nın kuzeni ve Buddha’nın babasının ölümünden sonra Sakiya valisi olan Mahanama’nın (Tib. Ming-chen, San. Mahanama) kızı olan Vasabha ile evlendi. Mahanama, Buddha’nın yakın müritleri olan Ananda ve Anuruddha’nın da kardeşiydi. Mahanama, Vasabha’yı soylu kızı olarak tanıtsa da, Vasabha aslında köle bir kadından doğan gayrimeşru kızıydı. Vasabha, Kral Pasenadi’ye Vidabadha adlı bir oğul doğurduysa da, Kosala tahtının varisi olarak konumu annesinin gizli ve hileli soyundan ötürü sallantıdaydı. Bu hile Vasabha ile akrabalığından ötürü Buddha’yı da zor duruma düşürdü.

Gayrimeşruluğunu bilmeyen Vidadabha ilk kez on altı yaşında Sakiya’ya giderek büyükbabası Mahanama’yı ziyaret etti. Oradayken, Pasenadi’nin ordularının kumandanı olan Karayana da Vidadabha’nın annesinin gerçek soyunu öğrendi. Ordu kumandanı Karayana Pasenadi’ye oğlunun köle bir kadının gayrimeşru torunu olduğunu haber verdiğinde kral Sakiyalılara karşı öfkelendi. Eşini ve oğlunu kraliyet ailesindeki konumlarından azlederek köleleştirdi. Buddha onlar adına aracı oldu ve kral sonunda konumlarını iade etti.

Ancak bundan sonra Buddha’nın Kosala’daki konumu emniyetsiz hale geldi ve yaklaşık yetmiş yaşlarındayken ilk kez Magadha ve başkenti Rajagaha’ya döndü. Orada, kralın sahip olduğu Bambu korusundansa kraliyet doktoru olan Jivaka’nın sahip olduğu Mango Korusu’nda (Tib. ‘Tsho-byed, San. Jivaka) kaldı. Bundan Buddha’nın belki de daha o dönemde hasta olduğu sonucu çıkarılabilir.

Buddha yetmiş iki yaşındayken, ilk hamisi Magadha Kralı Bimbisara oğlu Ajatasattu (Tib. Ma-skyes dgra, San. Ajatashatru) lehine tahtından feragate zorlandı. Ajatasattu babasını hapsettirerek açlıktan ölüme mahkûm etti. Bimbisara’nın dul eşi, Pasenadi’nin kızkardeşi olan Devi acısından öldü. Pasenadi kız kardeşinin ölümünün intikamını almak ve Devi’nin çeyizinin bir parçası olarak verilen Ganj’ın kuzeyinde Varanasi civarındaki köyleri geri almak için yeğeni Ajatasattu’ya savaş açtı. Savaş sonuçsuz kalınca Pasenadi barışı sağlamak için kızı Vajiri’yi Ajatasattu’yla evlendirmeye mecbur kaldı.

Tam bu sıralarda, Buddha’nın kuzeni olan Devadatta, Ajatasattu’nun öğretmeni oldu ve Buddha’nın manastır düzeninin kontrolünü ele geçirmeye çalıştı. Devadatta Buddha’yı keşişlerin disiplin kurallarının üzerine, örneğin ormanda yaşamak, ağaçların altında uyumak, monastik olmayan insanların evlerine girmemek, sadece paçavralar giyerek insanlardan giysi ve hediye kabul etmemek ve sıkı vejetaryenlik gibi bazı ek kurallar koydurmaya ikna etmeye çalıştı. Buddha bunu topluluğun yapısını aşırı çileciliğe yönelterek halktan soyutlayacağı için reddetti. Devadatta, Buddha’nın otoritesine meydan okuyarak Buddha’nın yanında olan çoğu genç keşişi kendi yanına çekip, hizipçiliğe neden oldu ve kendi rakip manastır topluluğunu oluşturdu. Nitekim Devadatta, Buddha’yı defalarca öldürtmeye çalıştı ancak başarısızlığa uğradı. Sonunda, Sariputta ve Moggallana, Buddha’nın topluluğunu terk eden keşişleri geri dönmeye ikna etti.

Devadatta eylemlerinden dolayı pişman olmuşa benziyordu; ancak Buddha’dan af dilemeye fırsat bulamadan öldü. Ama Buddha hiçbir zaman ona karşı kin veya kötü niyet beslemedi. Kral Ajatasattu da babasını öldürdüğü için pişmandı ve kraliyet doktoru Jivaka’nın önerisiyle Buddha’yı ziyarete gelerek babasının katili olduğunu açık bir şekilde itiraf edip nedamet getirdi.

Bir yıl kadar sonra, Buddha yerlisi olduğu Sakiya’yı bir kez daha ziyaret etti. Kral Pasenadi’nin saygısını sunmak üzere Buddha’nın yanına gitmesini fırsat bilen General Karayana bir darbe tertip ederek Prens Vidadabha’yı Kosala tahtına geçirdi. Tahttan indirilen ve gidecek yeri olmayan Kral Pasenadi korunma talep ederek Magadha’ya, Rajagaha’da bulunan yeğeni ve damadı Kral Ajatasattu’nun yanına sığındı. Ancak şehre girmesine izin verilmedi ve ertesi gün ölü bulundu.

Bu arada yeni Kosala Kralı Vidadabha, büyükbabası Mahanama’nın kendi soyuyla ilgili yaptığı hilenin öcünü almak için Sakiya’ya savaş açtı. Hatırlayacağınız üzere Mahanama, Buddha’nın kuzeni ve Sakiya’nın o zamanki valisiydi. Buddha saldırmaması için üç kez kralı ikna etmeye çalıştıysa da neticede başarısız oldu. Kosala kuvvetleri Sakiya başkenti Kapilavatthu’da bulunan herkesin kılıçtan geçirilmesi emrini almıştı. Katliamın önüne geçemeyen Buddha Magadha’daki Rajagaha’ya kaçarak kendinden önce Pasenadi’nin başarısız olarak yaptığı gibi Kral Ajatasattu’nun korumasına sığındı.

Magadha yolu, Buddha’nın yakın müridi olan Sariputta’nın kendisini başkent Vesali’de beklediği Vajji Cumhuriyeti’nden geçiyordu. Ancak orada, Buddha’ya daha önce eşlik eden fakat daha sonra keşişlikten çıkarak Budist topluluktan ayrılan ve Vesali’nin soylu ailelerinden birine mensup olan Sunakkatta (Tib. Legs-pa’i rgyu-skar, San. Sunakshatra) Vajji Meclisi önünde Buddha’nın itibarına gölge düşürdü. Onlara Buddha’nın hiçbir insanüstü gücü olmadığını ve yalnızca mantık üzerinden şiddetli arzunun nasıl durdurulabileceğini anlattığını; ancak transandantal seviyelere nasıl erişileceğini öğretmediğini söyledi. Buddha bunu bir iltifat olarak aldı. Yine de, bu itham ve yakın zamanda rahibelerin manastır düzenini kurmuş olması, Buddha’nın Vajji’deki desteğini ve itibarlı konumunu yitirmesine neden oldu. Sonuç olarak, Buddha Ganj’ı geçerek Rajagaha’ya doğru yoluna devam etti ve yakınlardaki Gijjhakuta (Tib. Bya-rgod-kyi phung-po, San. Grdhrakuta) yani Akbaba Tepesi’ndeki [İng. Vulture’s Peak, çn.] mağaralarda kaldı.

Kral Ajatasattu’nun veziri olan Vassakara, Buddha’yı ziyaret ederek Ajatasattu’nun yakın zamanda Vajji Cumhuriyeti’ni işgal ederek krallığının sınırlarını genişletmek arzusunda olduğunu bildirdi. Buddha, Vajjililerin güç kullanılarak kazanılamayacağını ve geleneksel onurlu yöntemlerinden vazgeçmeyeceklerini salık vermesine rağmen daha önce Sakiya’nın Kosala tarafından işgal edilmesinde olduğu gibi çıkacak savaşı önleyemedi. Dahası, Buddha’nın en yakın müritleri olan Sariputta ve Moggallana da bu sıralarda vefat etti. Yaşlı Sariputta bir hastalıktan ötürü ve Moggallana da yalnız inzivası sırasında haydutlar tarafından dövülerek öldürüldü.

Magadha’da destek ve yakınlık bulamayan Buddha muhtemelen Kosala saldırısından sonra geriye ne kaldığını görebilmek için bir kere daha kuzeye, anavatanı olan Sakiya’ya dönmeye karar verdi. Gitmeden önce Buddha, Ananda’ya tüm keşişleri onlara son öğütlerini vereceği Akbaba Tepesi’ne [İng. Vulture’s Peak, çn.] toplamasını söyledi. Onlara manastır topluluğunu demokratik Vajjiya meclisini örnek alarak devam ettirmelerini salık verdi. Düzenli meclis toplantıları yaparak uyumlu bir şekilde yaşamalarını, aldıkları sadakaları paylaşmalarını ve yaşlılara saygı duymalarını öğütledi.

Kısa süre sonra Akbaba Tepesi’nden ve Magadha’dan ayrılan Buddha yolu üzerindeki Vajji Cumhuriyeti’ndeki Vesali’de yağmur mevsimi inzivası için konakladı. Orada toplumu yaklaşan savaş tehdidine rağmen yozlaşmış ve çökmüş halde buldu. Vajji meclisinin desteğini yitiren Buddha, muson mevsimini yalnız geçirdi ve keşişlerine kendi arkadaşları ve destekçilerinin yanlarında kalmalarını söyledi.

Muson yağmurları boyunca, seksen yaşındaki Buddha ciddi şekilde hastalandı ve ölüm döşeğine düştü. Ananda ona keşişler için son bir öğüt verip veremeyeceğini sordu. Buddha onlara bildiği her şeyi öğrettiğini ve gelecekte, bizzat öğretilerin kendisinin temel sığınak ve başvuru kaynağı olacağını söyledi. Acıdan kurtulmaya erişebilmek için, öğretileri kendi kendilerinde bütünleştirmeleri gerektiğini ve onları kurtaracak bir lidere veya topluluğa bel bağlamamalarını öğütledi. Daha sonra da yakında öleceğini açıkladı.

Buddha yağmur mevsimi bitince yakın müritleri ve kuzenleri olan Ananda ve Anuruddha ile birlikte tekrar yola koyuldu. Sakiya yolunda, Malla’nın iki büyük kentinden biri olan Pava’da durdular. Orada, kendilerine Chunda (Tib. Tsu-nda, San. Cunda) adlı bir demirci tarafından zehirli domuz eti sunuldu. Ters bir şeyler olduğundan şüphelenen Buddha kendisi yerken kuzenlerine eti yememelerini söyleyerek kalanını gömmelerini söyledi. Malla, Sakiya’daki katliamı yöneten General Karayana’nın anavatanıydı ve zehir de büyük olasılıkla Buddha’nın tüm öğretisini ezberinde tutmasıyla ünlü olan Ananda’ya yönelik hazırlanmıştı. Eğer Ananda öldürülseydi Buddha’nın öğretileri ve topluluğu asla ayakta kalamazdı.

Şiddetli bir kanlı ishale tutulan Buddha, Ananda’dan onu yakındaki Kusinara’ya (Tib. Ku-sha’i grong-khyer, gNas-rtsva-mchog, San. Kushinagara) götürmesini istedi. Orada iki ağacın arasına kurulan bir yatağa uzanan Buddha, yanındaki az sayıdaki keşişe soracak soruları veya şüpheleri olup olmadığını sordu. Acısından alt üst olan Ananda ve diğerleri sessiz kaldı. Daha sonra Buddha seksen bir yaşında, milattan önce 485 yılında vefat etti.

Buddha’nın naaşının yakılmasından hemen önce, Pava’dan bir grup keşiş geldi. Başlarındaki Mahakassapa (Tib. ‘Od-srung chen-po, San. Mahakashyapa) ile birlikte son kez saygılarını sunmak için bedenin yakılmadan bir süre daha bekletilmesini istediler. Mahakassapa, Magadhalı eski bir brahmindi ve birkaç yıl önce ilerlemiş yaşına rağmen keşiş olmuştu. Buddha onunla ilk kez karşılaştığında, Mahakassapa’ya kendi giyilmekten eskimiş giysilerini vermiş ve karşılığında da ondan onun giydiği daha yeni brahmin giysilerini almıştı. Daha sonra, Buddha’nın giysisinin bu betimlemesi otoritenin iletilmesini temsil etmesi için sembol olarak alındı ve Budist ruhani liderler [İng. patriarch, çn.] silsilesinin başlangıcı oldu.

Ancak Buddha, çeşitli vesilelerle açık bir şekilde birçok kez ölümünden sonra Dharma’nın kendisinin öğretmenleri olacağını belirtmişti. Topluluğunun Vajji’nin meclis sistemini model alarak varlığını devam ettirmesini istemişti, Kosala veya Magadha krallıkları örnek alınarak başlarında tek bir keşişin başkan olduğu bir yapıyı model almalarını arzulamamıştı.

Yine de, Buddha’nın ölümünden sonra Mahakassapa ve Ananda arasında çeşit güç çekişmesi olmuşa benziyor; diğer bir deyişle geleneksel Hint sisteminin gurudan öğrenciye otokratik bir otorite ile aktarım yapan yöntemi ile ufak topluluklar halinde yaşayan ve belirli kural ve ilkeleri izleyen dilenci keşişlerin daha eşitlikçi ve demokratik olan sistemi arasında bir çekişme. Bundan Mahakassapa galip çıktı.

Buddha’nın naaşı yakıldıktan ve kalıntıları dağıtıldıktan sonra, keşişler Mahakassapa’nın bir sonraki yağmur mevsiminde Buddha’nın öğretilerini yeniden nakletmek, tasdik etmek ve bir sistem olarak derlemek üzere Rajagaha’da bir konsey toplantısı yapılması önerisini kabul ettiler. Katılacak ileri gelenleri de Mahakassapa seçecekti. Mahakassapa yalnızca kurtuluşa bireysel olarak erişen ve sayısı 499 olan arhatları seçmeyi tercih etti. İlk başta, arhatlığa erişmediği gerekçesiyle Ananda’yı dâhil etmedi ve Buddha’nın söylevlerini en iyi hatırlayan kişi olmasına rağmen Ananda’yı dışladı. Dahası Ananda, Buddha’nın topluluğunun tek bir lideri olmamasını öğütleyen arzusunun güçlü destekleyicisi ve sözlü savunucusuydu. Belki Mahakassapa’nın Ananda’ya duyduğu hoşnutsuzluğun bir diğer nedeni de Ananda’nın Buddha’yı kadınları da manastır düzenine dâhil etmesine ikna etmesi konusundaki rolüydü. Bu muhafazakâr brahmin geçmişine sahip Mahakassapa’nın gücenmesine neden olmuş olabilir. Ancak sonunda, manastır düzeninin ileri gelenleri Ananda’nın dışarıda bırakılmasını protesto etti ve Mahakassapa da Ananda’nın konseye katılmasına onay verdi. Theravada kaynaklarına göre, Ananda konseyin toplanmasından bir gece önce arhatlık seviyesine erişti.

Bu arada, konseyin biraraya gelmesini bekleyen Ananda, Kral Ajatasattu’nun veziri olan Vassakara (Tib. dByar-gyi rnam-pa, San. Varshakara) ile buluştu. Ananda ondan Magadha kuvvetleri Vajji’ye saldırı hazırlığındayken aynı zamanda Magadhi’nin batısında bulunan bir krallık olan Avanti (Tib. A-banti’i yul, San. Avanti) Kralı Pajjota’dan (Tib. Rab-gsal, San. Pradyota) da bir saldırı beklendiği haberini aldı. Böylece, Buddha kendinden sonra topluluğuna liderlik edecek bir ruhani liderler silsilesinin oluşmasını amaçlamamış olsa da Mahakassapa’nın liderliği hiç şüphesiz Buddha’nın öğretilerinin ve manastır topluluğunun bu çok tehlikeli ve belirsizlikle dolu dönemde hayatta kalmasına katkıda bulunmuş oldu.

Rajagaha yakınlarındaki Sattipanniguha’da (Tib. Lo-ma bdun-pa’i phug, San. Saptaparnaguha) yani Yedi Yaprak Mağarası’nda [İng. Seven Leaf Cave, çn.] toplanan ilk Budist Konseyi’ne beş yüz arhat katıldı. Mahakassapa konseye başkanlık ederken, Ananda ezberindeki pek çok suttayı ve manastır düzeninin vinaya kuralları olan Upali’yi (Tib. Nye-bar ‘khor, San. Upali) nakletti. Bu konseyin Theravada versiyonu anlatımına göre, abhidhamma (Tib. chos mngon-pa, San. abhidharma) öğretileri olan özel konulardaki bilgiler o zaman nakledilmedi. Ancak Sarvastivada geleneği içindeki Vaibhashika yorumu Mahakassapa’nın bunlardan bazılarını aktardığını ama tüm abhidhamma öğretisinin nakledilmediğini söyler. Sautrantika ekolünün iddiası da bu öğretilerin aslen Buddha’nın sözleri olmadığı ama arhatlardan yedisi tarafından oluşturulduğu yönündedir.

Tibet geleneklerine göreyse, Mahakassapa yedi ruhani liderden (Tib. bstan-pa’i gtad-rabs bdun) oluşan bir silsilenin başlangıcı oldu. Çin’in Chan gelenekleri ve bunu takip eden Kore Son ve Japon Zen gelenekleri de Hindistan’daki yirmi sekiz ruhani lider silsilesinin izini sürerek Bodhidharma’yı da yirmi sekizinci kabul eder. Bodhidharma, Chan öğretilerini Çin’e getiren Hintli ustanın adıdır. Doğu Asya’da İlk Chan ruhani lideri olarak kabul edilir.

Özetlemek gerekirse, Theravadin Pali literatürü Buddha’yı, gittikçe büyüyen mürit ve takipçilerinden oluşan topluluğunu oldukça zor koşullarda korumaya ve desteklemeye çalışan karizmatik ve neredeyse trajik bir ruhani lider olarak resmeder. Yaşamı boyunca politik entrikalara, birçok savaşa, anavatanındaki insanların yaşadığı katliama, meclis hükümeti önünde kişiliğine yöneltilen ithamlara, müritleri arasında kendi liderliğine meydan okunmasına, en yakın müritlerinden birinin öldürülmesine göğüs germek zorunda kaldı ve sonunda da zehirlenerek öldürüldü. Yine de bu büyük eziyetlere rağmen Buddha iç huzurunu korudu ve cesaretini yitirmedi. Aydınlanmaya eriştikten sonra öğrettiği kırk altı yıl boyunca dünyaya kurtuluşun ve aydınlanmanın yolunu göstermekteki taahhüdünü azimle yerine getirerek sürdürdü.