Berzin Arşivi

Dr. Alexander Berzin'in Budizm ve İslam konularındaki Arşivi

Bu sayfayı Metin Versiyonu olarak değiştirin. Ana Geziyi Atla

Anasayfa > Budizmin Dünyadaki Yeri > Budizm'e Giriş > Günlük Yaşamda Üç Alıştırma ve Sekiz Aşamalı Yol > İkinci Oturum: Doğru Eylem, Geçim Sağlama Yolu ve Çaba

Günlük Yaşamda Üç Alıştırma ve Sekiz Aşamalı Yol

Alexander Berzin
Ukrayna, Kiev, Haziran 2013

İkinci Oturum: Doğru Eylem, Geçim Sağlama Yolu ve Çaba

Özet

Dün akşam üç alıştırmayı tartışmaya başladık ve bunları şu bakımlardan tartışabileceğimizi gördük:

  • Yalnızca Budist bilim ve felsefe; bunlar temel zihin bilimi ve etik felsefesiyle, duygularımızla, vs. ilgilidir. Buradaki başlıca husus bu üç alıştırmadan öğrendiklerimizi özünde yaşam kalitemizi iyileştirmek için kullanmaktır.
  • Sonra Budizm dini var; bu da karma ve yeniden doğuş, özgürleşme, aydınlanma gibi şeylere ilişkindir. Bu durumda bu üç alıştırmayı daha iyi yeniden doğuşlara, kurtuluşa veya aydınlanmaya erişmek için kullanırız.

Fakat bu üç alıştırmayı uyguladığımız düzeyden bağımsız olarak, bunlar daima sahip olduğumuz sorunların ve acıların üstesinden gelmeye yöneliktir. Bunun yöntemi ise sorunlarımızın ve yaşadığımız güçlüklerin sebeplerini tespit etmek ve acı çekmemizin sebeplerini ortadan kaldırmaya yardımcı olması için sekiz aşamalı yol olarak bilinen şeyi uygulamaya çalışmaktır.

Gülüyorum çünkü anlaşılan şu sinek beni sevdi ve burnumun dibinden ayrılmaya niyeti yok. Budist bakış açısından hep “Şu anda benimle birlikte olmaya can atan bu sinek son yaşamında kimdi acaba?” diye merak edersiniz. Bunun sineğe vurup ezmek istemekten biraz daha barışçıl bir yöntem olduğu kesindir.

Her neyse, üç alıştırma etik öz disiplin (Tib. tshul-khrims), konsantrasyon (Tib. ting-nge-’dzin) ve ayırıcı farkındalık (Tib. shes-rab) alanlarındadır ve bunları günlük yaşantımızda geliştirmek son derece faydalıdır:

  • Başkalarıyla bir alışverişimiz varsa, elbette onlara karşı olan davranışlarımıza, onlarla nasıl konuştuğumuza veya onlarla bir tür iş ilişkisi içerisindeysek, iş düzeyinde nasıl bir etkileşimde bulunduğumuza dikkat etmek çok önemlidir. Zararlı veya yıkıcı olabilecek herhangi bir şey yapmaktan kaçınmak için etik disipline ihtiyaç duyarız.
  • Ayrıca onlarla düzgün bir biçimde etkileşimde bulunabilmek için söyledikleri şeye, ihtiyaçlarına, hayatlarında olan bitene de konsantre olabilmemiz gerekir. Bunlara dikkat etmiyorsak, zihnimiz darmadağınıksa veya etkileşim süresince her dakika cep telefonumuz çalıyorsa ve mesaj atıp duruyorsak, vs. bu da karşımızdakiyle iletişimin son derece güçleşmesine yol açar.
  • Karşımızdaki kişiye – söylediklerine, yaptıklarına – konsantre olabilirsek, doğru tepkinin ne olacağına ve neyin yanlış bir tepki teşkil edeceğine karar vermek için ayırıcı farkındalık kullanabiliriz. Bu ikisini birbirinden ayırabilmemiz gerekir. Bunu ayırmak sayesinde yine karşımızdaki kişiye doğru biçimde davranır, onunla doğru ve uygun şekilde konuşabiliriz.

O halde bu üç alıştırma birbiriyle iç içe geçmiştir ve birbirini güçlendirir; işte bundan dolayı hepsini aynı anda uygulamamız gerektiğini söyleriz.

Başkalarıyla birlikte olmadığımız, onlarla etkileşimde bulunmadığımız zamanlarda dahi yalnızca kendimiz için de olsa bu üç alıştırmaya ihtiyaç duyarız. Kendimize karşı davranışlarımız söz konusu olduğunda şunları yapmak önemlidir:

  • Kendine zarar verici tarzda davranmamak.
  • Yapmak istediğimiz şey her neyse onu yapabilmek için zihinlerimizi odaklamak.
  • Zekamızı yapılması doğru olan ile yapılması doğru olmayan şeyler arasında ayrım yapabilmek için kullanmak.

O halde bu üç yüksek alıştırma hem kendi kişisel durumumuz hem de sosyal etkileşimlerimiz için geçerlidir. Bu sebeple, günlük yaşamımızda uygulayabileceğimiz çok ama çok temel ilkeleri teşkil ederler.

Dilim sürçtü, yüksek alıştırmalar dedim. Bu, çok sıklıkla kullanıldığını duyduğumuz bir terminoloji. Yüksek alıştırmalar veya üç yüksek alıştırmadan (Tib. lhag-pa’i bslab-pa gsum) bahsedildiğinde, bunlar bu üçünü kurtuluşa veya aydınlanmaya erişmek için kullandığımız durumlara ilişkindir. Bunlara yüksek (Tib. lhag-pa’i) denmesinin sebebi de budur; bu üç alıştırmanın daha yüksek bir amaç için, bu yaşamdan ve gelecek yaşamlardan daha yüksek bir amaç için uygulanması anlamına gelir.

Daha sonra bu üçüne sekiz aşamalı yol bakımından daha yakından baktık. Bunlardan ilki, ilk grup – çünkü bunlar üç gruba ayrılır – bunların ilk grubu etik öz disiplinde, yani öz disiplin alıştırmasında söz konusu olan üçlüdür. Pekala, o halde etik öz disiplinden bahsediyoruz ve burada şu aşağıdakiler söz konusudur:

  • Doğru söz (Tib. yan-dag-pa’i ngag).
  • Eylemlerimizin doğru sınırları (Tib. yan-dag-pa’i las-kyi mtha’), yani doğru davranış.
  • Son olarak da doğru geçim sağlama yolu (Tib. yan-dag-pa’i ‘tsho-ba).

Dün doğru sözden bahsettik ve dört yıkıcı konuşma tarzından yani yalan söylemekten, ara bozucu şekilde konuşmaktan, haşin ve zalim bir dil kullanmaktan ve boş gevezelikten kaçınmak ve bunun yerine doğru ve yapıcı olarak, dürüstçe ve uyum sağlamaya yönelik bir tarzda, nazik, kibar ve anlamlı bir biçimde, doğru zamanda ve ölçülü olarak konuşmak (ıvır zıvır şeyler için insanların zamanını almamak) için disipline ihtiyacımız olduğunu gördük. Başkalarına faydalı olacak bir tarzda konuşmak, örneğin sorularına yanıt vermek, mutsuzlarsa teselli etmek, vs. için de disipline ihtiyacımız vardır.

Yanlış Davranış

O halde devam edelim. Sekiz aşamalı yolun ikincisi eylemin doğru sınırlarından (Tib. yan-dag-pa’i las-kyi mtha’) bahseder. Teknik terim budur. Sınırdan (Tib. mtha’) bahsettiğimizde, belli bir limit, yani “Davranışlarımda en fazla bu sınıra kadar geleceğim ama bu sınırı aşmayacağım” demek söz konusudur. Sınırı aşmak üç yıkıcı davranış tarzına karşılık gelir:

  1. Canlı varlıkları öldürmek (yani canlarını almak).
  2. Bize ait olmayanı çalmak veya almak.
  3. Uygunsuz cinsel davranış.

O halde bunlarda söz konusu olan nedir?

Öldürmek

Öldürmek esasen bir başkasının canını almaktır. Ayrıca burada yalnızca insanlardan da bahsetmiyoruz, avlanmak, balıkçılık, böcek öldürmek, vs. de öldürmek anlamına gelir.

Pek çoğumuz için avlanmaktan ya da balık avlamaktan vazgeçmek çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum. Böcekler konusu ise çok daha zordur. Fakat buna gelecek yaşamlar, geçmiş yaşamlar veya “Bu sinek önceki bir yaşamda benim annemdi” gibi şeylere girmeden de yaklaşmanın pek çok yolu vardır. Bence buradaki en önemli nokta, canımızı sıkan bir şey varsa buna vereceğimiz ilk tepkinin onu öldürmek olmaması gerektiğidir zira bu tutum sevmediğimiz her şeyi şiddet kullanarak yok etmek alışkanlığını geliştirir ve bu alışkanlık burnumuzun dibinde vızıldayıp duran sineğin de ötesine geçmeye başlar. Bunun yerine, can sıkıcı şeylerle barışçıl bir tarzda baş etmenin bir yolunu bulmak gerekir. Böylelikle, örneğin böcekler konusunda – sinek veya sivrisinek veya ona benzer bir şey – duvara bir böcek konduğunda, üzerine bir bardak kapatmak, bardağın altına kağıt sokup içine hapsettiğimiz böceği dışarı atmak mümkündür. Pek çok durumda, hoşlanmadığımız bir şeyle baş etmenin barışçıl bir yolunu bulabiliriz ve bunun pek çok basit yolu vardır.

Benim vaktiyle yaptığım gibi, Hindistan’da yaşıyorsanız, böceklerle birlikte yaşamayı öğrenirsiniz. Demek istediğim, Hindistan’da tüm böceklerden kurtulmanızın yolu yoktur. Hindistan’daki seyahat acenteleriyle ilgili hep şöyle bir reklam kampanyası düşünmüşümdür: “Böcekleri seviyorsanız, Hindistan’a bayılacaksınız.” Hindistan’da yaşamaya başladığımda, geldiğim yer itibarıyla kesinlikle böceklerden hoşlanmıyordum ama büyük bir bilim kurgu hayranıydım. Bu sebeple başka bir gezegene gittiğimi ve o gezegendeki yaşam formunun böcek olduğunu hayal ederdim; orada biriyle tanıştığımda tek yapmak istediğim onu ezmek veya üzerine basmak olursa bunun berbat bir şey olacağını düşünürdüm. O halde kendinizi böceğin yerine koyarsanız – “Böcek yalnızca böceklik yapıyor” – ona bir yaşam formu olarak saygı duymaya başlarsınız.

Fakat elbette zararlı böcekler vardır, aynı zararlı insanlar olduğu gibi ve bazen bunları kontrol etmek için sert yöntemler kullanmanız gerekir. Fakat ilk önce barışçıl bir yöntem denemek gerekir; ister insanlar arasında bir çatışma söz konusu olsun isterse de evimizi karıncıların veya hamamböceklerinin bastığını düşünelim, önce barışçıl olmaya çalışmak gerekir.

Öldürmek konusunda söyleyeceklerimiz bunlar.

Çalmak

İkincisi çalmak, yani bize ait olmayan bir şeyi almaktır. Elbette insanlar – en azından çoğu – yaşamlarına sahip oldukları şeylerden daha çok bağlıdır ama yine de bir kimseden onun olan bir şeyi alırsak, bu çok büyük mutsuzluk getirir ve son derece tedirgin olmamıza yol açar: “Acaba yakalanır mıyım?” gibi sorular peşimizi bırakmaz.

Unutmayın, bunları tartışırken kaçınmak istediğimiz şey kendimizle olan sorunlardır. Tabii ki onu öldürmeniz böcek veya balık için sorun teşkil eder. Fakat kendimiz için teşkil ettiği sorun şöyle bir şeydir... Söz gelimi, böceklerden rahatsız oluyorsanız, sürekli paranoyak olursunuz, değil mi? Hep endişelisinizdir – “Bir sivrisinek gelip de alanımı işgal eder mi?” – hep tetiktesinizdir. Yahut gecenin bir yarısı bir şey duyarsınız, onu bulmak için kalkıp odada ava çıkarsınız. Bu son derece rahatsız bir zihin durumudur, değil mi? O halde hoşlanmadığımız bir şeyle baş etmek için barışçıl bir yöntem kullanmaya çalışırsak, zihnimiz huzurlu olur. Rahat oluruz.

Her daim şiddetli bir yönteme başvurmayı düşünürseniz, hep gergin olursunuz, değil mi? Hep paranoyak olursunuz – yani mutsuz bir zihin durumu içinde olursunuz – ve hakimiyetinizi kaybedersiniz. Sineği veya sivrisineği bir şekilde öldürmek istediğinizden, ona vurmak için hamle yaparsınız ve ıskalayıp üzerine konduğu değerli bir eşyayı paramparça edersiniz. Böylece kendi eşyalarınızı kırıp dökersiniz. Çileden çıkarsınız. Oysa ki buna barışçıl bir çözüm bulmaya çalışırsanız, sorunla baş etmek için başka bir yöntem, daha barışçıl bir yöntem bulmak için ayrım becerinizi çok daha sakin bir biçimde ve akılcı bir şekilde kullanabilirsiniz.

O halde aynısı çalmak veya size ait olmayan bir şeyi almak için de geçerlidir. Sinsi olmanız gerekir çünkü yakalanmaktan korkarsınız ve bunun sebebi genellikle bir şey elde etmek için gereken çalışmayı gösterecek sabra sahip olmamanızdır, fakat o şeyi çok çok arzu ettiğinizden bunu bir başkasından çalmaya kalkışırsınız.

Bir de tabii karşıt motivasyon sebebiyle çalma ve öldürme vardır:

  • Belli bir hayvanı veya balığı büyük bir açgözlülükle yemek istediğiniz için öldürebilirsiniz. Bunlar da yine koşullara bağlıdır. Yiyecek başka hiçbir şey yoksa, bu bir şeydir. Yiyebilecek başka şeyler varsa, o zaman başka bir şeydir.
  • Öfke sebebiyle çalmak da mümkündür. Bir kimsenin canını yakmak istediğiniz için ona ait bir şeyi alırsınız.

O halde bu yıkıcı davranış tarzları, dün de bahsettiğimiz gibi, rahatsız edici duygulara dayanır.

Uygunsuz Cinsel Davranış

Üçüncü türde yıkıcı davranış ise uygunsuz cinsel davranıştır. Bu daima çetrefil bir konudur çünkü çoğumuz için cinsel davranışımızın ardındaki kuvvetli güdü hasretle arzulama güdüsüdür (Tib. ’dod-chags). Burada bazı temel kılavuz ilkeler ya da sınırlar belirleriz; bunlar şu şekildedir:

  • Cinsel davranışımızla zarar vermemek; tecavüz etmek veya bir kimseye zarar verecek şekilde çok şiddetli bir biçimde onunla isteği dışında cinsel ilişkiye girmek. Bunun kaçınmamız gereken bir şey olduğu son derece bariz ve açıktır.
  • Bir kimseyi bizimle birlikte olmaya zorlamak bunun biraz daha hafif bir biçimi olup, bir kimseye, hatta bazen kendi partnerimize istemediği halde seks yapması için şiddetli baskı yapmak demektir.
  • Bunun dışında, bir başkasının partneriyle seks yapmak veya partneriniz varsa, başka biriyle seks yapmak vardır. Yani zina. Ne kadar dikkatli olmaya çalışırsak çalışalım, bu davranış hep bela getirir, öyle değil mi?

Fakat uygunsuz cinsel davranışın pek çok başka boyutu vardır. Bunun ardındaki esas nokta hayvan gibi davranmamaya çalışmaktır. Bir hayvan canı ne zaman isterse başka bir hayvanın üzerine atlar; ne olursa olsun, etrafta kim olursa olsun, vs fark etmez. Bütünüyle arzunun ve şehvetin hakimiyeti altındadır. Bizim kaçınmak istediğimiz de budur.

O halde yapmamız gereken şey belli sınırlar belirlemektir – unutmayın, buna eylemin sınırları denir; bu sınırlar “Cinsel davranışımı bu alan içerisinde gerçekleştireceğim ve bunun dışına çıkmayacağım” anlamına gelir. Bu, ne kadar sıklıkla cinsel davranışta bulunacağınızı belirlemek şeklinde de olabilir. Cinsel pozisyonları belirlemek şeklinde de olabilir. Herhangi bir şey olabilir ama önemli olan belirli kılavuz ilkelere sahip olmak ve hayvan gibi her aklımıza estiğinde aklımıza eseni yapmamaktır. “Seninle bunu yaparım ama şunu yapmam” tarzında sınırlar belirlenebilir. Bunlar disiplin anlamında gerçekten de çok önemlidir. Disiplin bu sınırın ötesine geçmekten kaçınmak demektir çünkü bunun yalnızca şehvetten kaynaklandığını ve hiç de zorunlu olmadığını görürüz. Örneğin diyelim ki meditasyon inzivasına çekildik. “Bu meditasyon inzivası boyunca seks yapmayacağım” şeklinde bir sınır koyabiliriz; bu herhangi bir şey olabilir. Önemli olan bazı sınırlara sahip olmaktır.

Keyif Verici Madde Kullanmak

Keyif verici madde kullanmak yanlış veya yıkıcı eylemlere dahil olmamakla beraber, keyif verici maddelerin kullanımını bırakmak gelişimimiz anlamında son derece önemlidir. Konsantrasyon geliştirmek isteriz. Disiplin geliştirmek isteriz. Oysa sarhoş olunca disiplin diye bir şey kalmaz, öyle değil mi? Belirli türlerde psikedelik madde kullanınca da bütün konsantrasyonunuzu kaybedersiniz – esrar, vs. gibi maddeler her daim zihin dağınıklığına yol açar. O halde çeşitli uyuşturucuların veya alkolün, vs. etkisine bakıp bunu kendi zihinsel, duygusal, davranışsal, vs. gelişimimiz açısından başarmak istediklerimizle kıyaslayınca sarhoş olmanın veya kafayı bulmanın buna bütünüyle aykırı olduğunu görürüz. Bunlar yolumuzda engeller yaratır ve bu engellerin etkisi yalnızca sarhoş olduğumuz veya kafamızın iyi olduğu sırada değil, geriye kalanların etkisiyle (örneğin akşamdan kalmak) daha sonra da sürer. O halde çeşitli sınırlandırmalar getirmek anlamında belirli sınırlar belirleyin ama esasında en iyisi bunlardan tamamen vazgeçmektir.

Eylemlerimizin Doğru Sınırı (Doğru Davranış)

O halde etik öz disiplinin bir yönü yıkıcı davranış tarzlarından kaçınmaktır. Diğer yönü ise, yapıcı tarzda hareket etmek ya da doğru eylem dediğimiz şeyde bulunmaktır.

Böylelikle başkalarının canını almak yerine, yaşamı korumaya yardımcı olursunuz. Bunun daha geniş kapsamlı uygulamalarını görebilirsiniz: Çevreyi hayvanların artık yaşayamayacağı şekilde tamamen yok edip gölleri tüm balıkların öleceği şekilde kirletmek yerine, ekolojiye önem vermek bunun bir örneğidir. Bu, yaşamı korumaya yardımcı olmanın yollarından biridir. Köpeğinizi beslemek de örneğin yaşamı korumaya yardımcı olmaktır. Domuzunuzu beslemek – öldürüp yemek amacıyla semirtmek şeklinde değil, gelişip kuvvetlenmesi için beslemek. Fakat buna hasta kimselere bakmak, onların yaşamlarını korumaya yardımcı olmak da dahildir. Bir kimsenin canı yanarsa, ona yardımcı olmaya çalışırsınız. Bu gibi şeyler. Bunlar yaşamı korumaktır.

Bir sineği ele alalım – Hindistan’da sineklerle baş etmek zorundasınız – sineği düşünün; odanıza bir sinek ya da arı giriyor. Sinek ya da arı – özellikle de arı – esasında orada olmak istemez, öyle değil mi? Dışarı çıkmak ister ama nasıl çıkacağını bilemez. O halde yanlışlıkla odanıza girdiği için onu öldürürseniz, bu çok hoş bir şey olmaz, değil mi? Çıkmasına yardım edersiniz; bu yalnızca pencereyi açıp onu “Kışt” diye dışarı kovmak şeklinde olsa da. O zaman yaşamını korumaya yardım etmiş olursunuz. O da yaşamak ister. Bir kuş yanlışlıkla odanıza girse, silahınızı çıkarıp onu vurmazsınız, öyle değil mi? Büyük ihtimalle pencereyi açar ve dışarı çıkarmaya çalışırsınız. O halde kuşla sinek arasındaki fark nedir? Boyutudur. Çıkardığı sestir: sineğin çıkardığı sesi sevmezsiniz; kuşun çıkardığı sesi seversiniz. Sineklerin odanıza girmesinden özellikle hoşlanmıyorsanız, pencereyi açmayın ya da sineklik koyun.

Çalmamak hususunda ise doğru eylem başkalarının sahip olduklarını korumaya yardımcı olmaktır. Bir kimseden ödünç bir şey alırsanız, o şeye zarar vermemeye çalışırsınız. Ona iyi bakarsınız. Bu gibi şeyler. Başkalarının iyi şeylere sahip olmalarına yardımcı olursunuz.

Ayrıca uygunsuz cinsel davranışlarda bulunmak yerine, ki burada yalnızca bir başkasıyla yapılan seksten değil, kendi kendinizle yaptığınız seksten de bahsediyoruz, cinsel davranışınızda nazik, yumuşak ve ölçülü olun, vs. Kızmış köpek gibi şehvetin esiri olmayın.

Başka Doğru ve Yanlış Davranış Örnekleri

Tartışmamızı benim duyarlılık eğitimimde ele aldığım şekilde uzantılarıyla ele alacak olursak (daha önce konuşma konusunda dediğimiz gibi), bu üç davranış türünün daha pek çok başka yönü olduğunu görebiliriz.

Öldürmenin uzantılarından biri başkalarına fiziksel olarak sert davranmaktan vazgeçmektir. Bu yalnızca başkalarına vurmak değil, onları bir şeyler yapmaya zorlamak ve aşırı itmektir; diğer bir deyişle, bir tür fiziksel zarar vermektir.

Kendimize karşı da aynısını yapmak gerekir; aşırı çalışmak, yetersiz beslenmek, az uyumak gibi şeylerle kendimize fiziksel olarak yanlış davranmaktan vazgeçmemiz gerekir. Genellikle başkalarına karşı davranışlarımızı düşünürüz ama çoğu zaman kendimize karşı da son derece zarar verici davranışlarımız vardır; söz gelimi yeterince egzersiz yapmayız.

Çalmak hususunda ise, bu yalnızca başkalarına ait olan bir şeyi almak değil, örneğin birinin bir şeyini ona sormadan kullanmaktır. Bir kimseye sormadan onun telefonunu alır ve pahalı bir arama yaparsınız. İzin almadan bir şeylerden faydalanma hakkını kendimizde görürüz. Buna çalmak denir. Tiyatroya gizlice girmek veya herhangi bir şeyi ücretini ödemeden yapmak. Sonra bir de insanların hiç hoşlanmadığı çetrefilli bir konu vardır – vergileri ödememek. Elbette kendinizi şu şekilde savunabilirsiniz: “Vergilerimi vermek istemiyorum çünkü bu paralar savaşlara ve silah alımına gidiyor.” Fakat bunlar aynı zamanda yol ve hastane yapımına, okullara, vs. de gider. Bunlara sahip olmak istiyorsanız, o zaman, elbette belli bir vergi ödemeniz gerekir.

Bu konuda kendimizi de düşünebiliriz: Paramızı önemsiz şeylere harcamaktan vazgeçmemiz gerekir. Bu, sahip olduklarımızı, servetimizi yanlış kullanmaktır; örneğin kumar oynamak ya da kendimiz için para harcarken esasında olanaklarımız el verdiği halde cimri davranmak. Düzgün beslenebilecek ve düzgün yiyecek bulabilecek paraya sahipsinizdir ama cimri olduğunuz için en ucuz, en kalitesiz yiyeceği satın alırsınız. Bu özünde kendi kendinizden çalmak demektir.

Uygunsuz cinsel davranış konusunda ise, bu yalnızca başkalarını veya başkalarının partnerlerini bizimle birlikte olmaya zorlamaktan değil, kendi fiziksel veya duygusal sağlığımızı tehlikeye atabilecek cinsel eylemlerde bulunmaktan da vazgeçmek anlamına gelir. Basit bir örnek verelim: Biriyle tanışırsınız ve bu kişiden hoşlanırsınız. Bir yandan, bu kimseyle seks yapmak istersiniz. Fakat bu kimsenin pek çok duygusal sorunu ve başka problemleri vardır ve bu kimseyle ilişkiye girmenin başınıza iş açacağını fark edersiniz; bu zor olacaktır. O halde, kendi kişisel sağlığınız için, bunu yapmamanız gerekir – bu kişiye dokunmayın, onunla ilişkiye girmeyin. Sırf birisi güzel diye şehvetinizin sizi yönetmesine izin vermeyin.

Doğru ve Yanlış Davranış Konusunda Sorular ve Yanıtlar

Pekala, normalde doğru ve yanlış davranış denilen şey hususunda söyleyeceklerimiz bu kadar. Bu konuda sorunuz var mı?

Katılımcı: Benim sorum çalmakla ilgili. Çetrefil bir konu olan yazarlık haklarını tartışmak istiyorum çünkü bu konuda farklı görüşler var. Bazıları bu haklar var diyor; bazıları ise yok diyor. Size söz gelimi korsan yazılım veya video indirmenin bir nevi hırsızlık olup olmadığını sormak istiyorum.

Alex: Bence bu çalmaktır. Bunun hırsızlık olmadığını söylemenin yolu yoktur. Bu çok net bir şekilde, “Ücretini ödemeden indirmeyin” şeklinde söylenirse, o zaman açık olur.

Bence burada söz konusu olan ilke davranışlarımızda belli sınırlar koymaktır. Bu yüzden buna eylemin sınırları denir. Etik disiplin anlamında, geniş bir yelpaze söz konusudur, öyle değil mi? Bu yelpazede çok çeşitli eylemler olabilir; kendimiz veya başkaları üzerindeki sonuçlarının ne olabileceğine bakmaksızın içimizden gelen her şeyi yapmaktan, uygunsuz cinsel davranışlar bağlamında tamamen cinsel hayattan uzak bir keşiş veya rahibe olmaya kadar farklı eylemler söz konusu olabilir. Fakat bu iki aşırı uç arasında çok, pek çok olasılık bulunur. Önemli olan bir tür sınır koymak ve bu sınırı aşmamak için bir tür disiplin geliştirmektir.

O halde, öldürmek bağlamında, “Avlanmayacağım, balık tutmayacağım ve insanları öldürmeyeceğim. Peki ya böcekler? Henüz onlarla baş edemem” diyerek bir tür sınır koyarsınız. Yahut çalmak hususunda, diyebilirsiniz ki “Ne banka soyacağım ne de mağazada hırsızlık yapacağım. Peki ya ücret ödemeden bir şeyler indirmek? Bundan kaçınmamın pek yolu yok.” Fakat en azından bir tür sınır koymuş olursunuz. Bununla beraber, ücret ödemeden bir şeyler indirmenin çalmak olduğunu kabul etmek gerekir. Bu, bir şeyi izinsiz olarak almak demektir. Ayrıca bir şeyi ücretini ödeyebileceğiniz halde ödemeden indirmekle ödeyecek paranız olmadığı için indermek de aynı şey değildir. Bence paranız olduğu halde sırf ucuz olmak ya da gıcıklık yapmış olmak için ödememek daha büyük bir yanlıştır. Bence bundan mutlaka kaçınmak gerekir.

Ben, bir yazar olarak... şöyle ki benim devasa bir web sitem var ve ben tüm bunlarla uğraşmamak için her şeyi ücretsiz yaptım. O zaman birinin siteden bir şey indirmesi, kullanması ve bunu kendi web sitesine koyması gibi şeyler sorun olmaktan çıkıyor. Bunun başkalarına faydası olacaksa, sorun yok. O zaman yalnızca bağışlarla geçinirsiniz; gerçek Budist yolu da budur ama bunu yapanlar sayılıdır.

Doğru ve Yanlış Geçim Sağlama Yolu

O halde şimdi geçim sağlama konusuna bakalım; hayatımızı kazanırken nelere dikkat etmeliyiz ve burada ne gibi bir disipline ihtiyaç duyarız. Bu hususta önemli olan geçimimizi zararlı bir sektörde veya zararlı bir biçimde, başkalarına veya kendimize zarar verecek bir yoldan temin etmekten kaçınmaya çalışmak için gereken disipline sahip olmaktır. Örneğin:

  • Silah yapımı veya ticareti.
  • Hayvan kesimi, avcılık, balıkçılık, böcek imha.
  • Alkol veya uyuşturucu yapımı, satışı veya sunumu.
  • Kumarhane işletmeciliği.
  • Pornografi yayıncılığı veya dağıtımcılığı.

Ya başkalarına zarar veren ya da, pornografide olduğu gibi, insanların arzularının ve şehvetlerinin kuvvetlenmesine yol açan bu tür geçim sağlama yollarından kaçınmak gerekir.

Fakat başkalarına veya kendimize zarar vermeyen sıradan bir yoldan geçimimizi sağlıyorsak bile, bunu dürüstçe yapmamız gerekir. Dürüst olmaya çalışmanız ve aşağıdakileri yapmamanız gerekir:

  • Müşterilerden fazla ücret almak. Onlardan mümkün olduğunca çok para koparmaya çalışırsınız.
  • Zimmete geçirme. Bu, bir işe ayrılan fonu kendiniz için kullanmak demektir.
  • Haraç, yani para koparmak amacıyla insanları tehdit etmek. “Bana büyük miktarda para vermezsen, medyaya gidip seninle ilgili korkunç hikayeler anlatacağım.” Buna haraca kesme denir. Adam kaçırma şeklinde de olabilir: “Bana istediğim parayı vermezsen, çocuğunu öldürürüm.” Bu iyi bir geçim yolu değildir.
  • Rüşvetçilik.
  • Başkalarını sömürmek.
  • Yalan reklam.
  • Daha fazla para kazanmak için ürettiğiniz yiyecekte veya üründe hile yapmak.

O halde dürüst olmayan pek çok geçinme yolu vardır. Geçimimizi bu şekilde sağlamaktan kaçınmak için de yine etik öz disiplin uygulamamız gerekir. Bundan ziyade dürüst bir şekilde ve topluma faydalı olacak bir yoldan geçinmeye çalışmalı, en iyi türde mesleklerle iştigal etmeliyiz. Örneğin:

  • Tıp.
  • Sosyal hizmetler.
  • Adil ticaret.
  • Başkalarına yardımcı olan ürünler ya da hizmetler yapmak veya satmak.

O halde toplumun sağlıklı bir biçimde işlemesine ve başkalarının refahına katkıda bulunan herhangi bir şey yapmak önemlidir. Ayrıca şunlar da önemlidir:

  • İnsanları aldatmamak, fazla ücret almamak, bu gibi şeyler.
  • Adil bir fiyat belirlemek. Elbette kar yapmak gerekir ama makul sınırlar içerisinde.
  • Çalışanlara iyi ücret ödemek. Onlardan olabildiğince faydalanmak için olabildiğince az para vererek sömürmeye çalışmayın.

Ayrıca burada söz konusu olan bir diğer nokta da, bir yanda tam bir çilecilik, yani daha iyi yaşayabileceğiniz halde çok ama çok yoksul koşullarda yaşamak; öbür yanda da tamamen gereksiz olan aşırı bir lüks, örneğin banyoda altın armatürler gibi aşırı uçlardan kaçınmaya çalışmaktır. Bunun aşırılık olduğu açıktır. Fakat daha bariz örnekler de vardır: benim de tanıdığım ve muazzam parası olan, gidip en pahalı kıyafetleri satın alan kişiler; bu kişilerin o kadar çok giysisi, kıyafeti – genellikle bilhassa da kadınların – o kadar çok elbisesi vardır ki... ve sıkıldıkları için alışverişe çıkıp bin Euroluk bir elbise daha alarak mutluluğu yakalayacaklarını sanırlar, ki bu sonuçta kesinlikle mutluluk getirmez. O halde bu gibi aşırı lüks de yanlış bir yaşam tarzı teşkil eder.

Doğru geçim sağlama yoluyla ilgili olarak sürekli sorulan bir konu var. Bu konuyu ele alalım. Bir seferinde Avustralya’da Tibetli bir öğretmenin tercümanlığını yapıyordum ve doğru geçim sağlama yolundan bahsediyordu. Avustralya’da, esasında hem Avustralya’da hem de Yeni Zelanda’da muazzam sayıda koyun vardır; birisi şöyle bir şey dedi: “Yaşadığım kasabada yapılması mümkün olan tek iş yünü ve eti için koyun yetiştirmek; peki ben ne yapmalıyım? Başka bir şehre veya başka bir yere taşınıp farklı bir iş bulmaya çalışamam, bu kolay değil. Sonuçta benim yaşadığım yerde, ailemin yaşadığı yerde bundan başka iş yok,” gibi şeyler söyledi. Tibetli lama bunun üzerine şöyle dedi: “En önemlisi işinde dürüst olmak ve başkalarını kandırmamaktır, vs. Senin durumunda ise koyunlara kötü muamele etmemek, iyilikle muamele etmek ve onları iyi beslemek, onlara iyi bakmaktır” gibi şeyler dedi. Yani işiniz koyun yetiştirmek bile olsa, esas olanın benimsediğiniz geçim yolunda iyilikle ve dürüstlükle çalışmak olduğunu söyledi. Tabii, kasabanızda geçerli olan tek sektör silah yapımı olsaydı, bu oldukça güç olurdu. Silahlarınızı adil bir fiyata satmakla yetinmek mi? Bilemiyorum, bence bu yeterli olmazdı.

O halde sekiz aşamalı yolda etik disiplin eğitiminde söz konusu olan üç etmen, üç yön bunlardır. Yıkıcı söz, yıkıcı davranış, yıkıcı geçim yollarından kaçınmak için etik disiplin öğrenmek veya kendimizi etik disiplin konusunda eğitmek isteriz ve yapıcı iletişim yolları, yapıcı davranış yolları, yapıcı geçim sağlama yollarını benimsemek için de bu disiplinde kendimizi eğitmek ve başkalarına faydalı olacak şekilde konuşmak, hareket etmek ve geçinmek için gereken disipline sahip olmak isteriz. Aynısı toplumla ve arkadaşlarımızla ilişkilerimiz, ailemiz ve evimizle ilişkimiz, kendimizle ilişkimiz konusunda da geçerlidir.

Etik Öz Disiplin Hakkında Sorular ve Yanıtlar

Konsantrasyon konusuna geçmeden önce etik öz disiplin hakkında sorunuz var mı?

Katılımcı: Baltık Denizi’nde bir olay oldu. Burada bazı dev yengeçler ortaya çıkıp orada yaşayan ne varsa öldürmeye başladı. Bazı şirketler kar amacıyla bu yengeçleri avlıyor. Bu yengeçler buldukları her şeyi öldürüyorlar; o halde bunları öldürmek etik olur mu olmaz mı?

Alex: Bu zor bir konu ve yalnızca bu dev yengeçlerle sınırlı da değil – ki bu bana bilim kurgu/korku filmlerinden bazı sahneleri hatırlattı; örneğin çekirgelerin gelip tarladaki bütün ekini yemesi veya evi böceklerin istila etmesi gibi durumlarda da aynı sorun söz konusudur. Bu, zararlıların imha edilmesine ilişkin temel bir sorundur.

Bence bu büyük ölçüde motivasyona bağlıdır. Bu konuda şöyle bir klasik örnek verilir: Buddha önceki bir yaşamında gemiciymiş. Gemide orada bulunan herkesi öldürme planları yapan biri varmış. Buddha bu katliamı barışçıl bir şekilde engellemenin mümkün olmadığını anlamış; bunu önlemenin tek yolu bu potansiyel katilin kendisini öldürmekmiş. Buddha da bu kişiyi öldürmüş ama bunu öfke veya korkuyla değil, şefkate dayalı bir motivasyonla; gemideki diğer herkesin canını kurtarmak ve aynı zamanda bu kişiyi de gelecek yaşamlarda korkunç azaplar çekecek şekilde olumsuz karma biriktirmekten alıkoymak motivasyonuyla yapmış. Fakat Buddha aynı zamanda bunun birini öldürmek olduğunu, motivasyona bakmaksızın yıkıcı bir eylem olduğu gerçeğini de görmüş ve kabul etmiş ve şöyle demiş: “Başkalarını kurtarmak için bu eylemin karmik sonuçlarını üstenmeye hazırım.” Gelecek yaşamlardaki karmik sonuçlar bakımından düşünmesek bile, birini, bir toplu katliamcıyı öldürürseniz yine de polise gitmeniz gerekir; mahkemeye çıkarsınız ve bu eyleminizin sonucunda pek çok sıkıntı çekmek zorunda kalırsınız. Fakat Buddha demiştir ki, “Başkalarının canını kurtarmak için bu sonucu üstlenmeye ve kabullenmeye hazırım.”

O halde örneğin ekinleri kurtarmak veya geri kalan balıkları kurtarmak, vs. için saldırgan bir hayvanı öldürmek gerekiyorsa, bunu öfke veya korku yüzünden ya da “Bu yengeçleri satıp çok para kazanacağım” gibi bir motivasyonla değil, şefkatle yapmak gerekir; o zaman sonucu da aynı eylemi öfkeyle yapmaktan çok daha hafif olacaktır. Fakat bunun olumsuz olduğunu görmeniz ve bundan gelebilecek tüm sonuçları kabul etmeniz gerekir.

Katılımcı: Farklı ürünler için fazla ücret almaktan bahsettiniz. Bununla neyi kastediyorsunuz? Kar oranı sıfırdan fazla olduğu zaman bu bir üründen fazla ücret almak mıdır değil midir?

Alex: Hayır, kar oranı makulse, bu fazla ücret almak değildir. Çin’de üretimi üç kuruşa mal olan bir şey imal etmekle bunu yüz Euro’ya satmak arasında fark vardır. Bu aşırı bir kar oranıdır, öyle değil mi? Fakat bu insanların yaptığı bir şey. Belki üç kuruş çok az oldu ama ünlü bir markanın tişörtünü Bangladeş’te üretmek ne kadara mal olur? Orada çalışanlara gerçekte ne kadar ödenmektedir? Peki bunlar şık mağazanızda kaç paraya satılmaktadır?

Kuşkusuz kişinin geçimini sağlaması, ailesini beslemesi, vs. gerekir; o zaman elbette belli bir kar elde etmeniz gerekir. Fakat belli bir miktarın veya yüzdenin makul olup olmadığını söylemek kolay değildir. Yine de kişi bunu az çok bilir diye düşünüyorum. En temel sağduyuyu kullanırsanız, ne kadarın çok fazla, ne kadarın mantıksız bir miktar olduğuna dair genel bir fikriniz olur.

Konsantrasyon Alıştırması Yapmak

Peki o zaman, konsantrasyonla devam edelim. Burada sekiz aşamalı yolun sıradaki üç bölümüne geliyoruz:

  • Doğru çaba (Tib. yan-dag-pa’i rtsol-ba).
  • Doğru farkındalık (Tib. yan-dag-pa’i dran-pa).
  • Doğru konsantrasyon (Tib. yan-dag-pa’i ting-nge-’dzin).

Doğru çaba yıkıcı düşüncelerden kurtulmak ve konsantrasyona elverişli zihin durumları geliştirmektir.

Farkındalık (Tib. dran-pa) bir şeye tutunup onu bırakmamaya yarayan zihinsel tutkal gibidir; bizi bir şeyleri unutmaktan alıkoyar. O halde doğru farkındalık şudur:

  • Bedenimiz, hislerimiz, zihnimiz ve zihinsel etmenlerimizin gerçek tabiatını unutmamak ve böylece bunlarla zihnimizin dağılmasını engellemek.
  • Ayrıca çeşitli etik kılavuz ilkelerimizi, örneğin kaidelerimizi veya yemin etmişsek yeminlerimizi gözden kaçırmamak.
  • Odaklandığımız bir nesneyi bırakmamak veya unutmamak.

O halde meditasyon yapıyorsak, elbette odaklandığımız nesneyi gözden yitirmemek için farkındalığa ihtiyacımız vardır. Fakat bir kimseyle sohbet ediyor veya çalışıyorsanız, dikkatinizi o kimseye ve söylediklerine vermek ve başka bir şey yüzünden dikkatinizin dağılmasını önlemek için bu farkındalığa sahip olmanız gerekir.

Bizzat konsantrasyon da yoğunlaşılan bir nesneye zihinsel odaklanma demektir. O halde bir kimseyi dinliyor, onunla sohbet ediyorsak, konsantrasyon dikkatinizi o kimsenin söylediklerine, görünüşüne, davranışlarına vermiş olduğunuz anlamına gelir; farkındalık ise dikkatinizin dağılmaması veya körelmemesi, vs. için sizi orada tutan tutkaldır.

Yanlış Çaba

Pekala, o halde çabayla başlayalım. Yanlış çaba enerjimizi zararlı, yıkıcı düşüncelere yönlendirmektir. Doğru mu? Bu olumsuz düşünceler veya yıkıcı düşünceler dikkatimizi fena halde dağıtan şeylerdir. Hiçbir şekilde konsantre olamayız.

Haris Düşünce

Bunlardan ilki haris düşünce denen şeydir. Bu, başkalarının elde ettikleri şeyler veya yaşadıkları hazlar veya sahip oldukları mallar hakkında kıskanç düşüncelere sahip olmak ve “Bunu kendim için nasıl elde ederim?” diye düşünmektir. O halde bu aşırı kıskançlık, arzu, bağımlılıktır. Bir başkasının bizim sahip olmadığımız şeylere sahip olmasına dayanamayız – bu ister başarı olsun, ister biz yalnız olduğumuz halde onun bir sevgilisi olması olsun, bizim arabamız olmadığı halde onun yeni bir araba alması olsun, ne olursa olsun; sürekli bunu düşünür ve kafanızda kurarsınız. Bu çok ama çok rahatsız edici bir zihin durumudur. Konsantre olmamızı engeller, değil mi?

Mükemmelliyetçi olmakta söz konusu olan düşünce tarzının da bu kategoriye girdiğini düşünüyorum. O da bunun bir alt kategorisidir. “Kendimi nasıl aşarım? Yaptığım şey yeterince iyi değildi; şimdi sürekli daha fazlasını yapmalı ve olaya tamamen hakim olmalıyım.” Bu esasında kendi kendinizi kıskanmaktır.

Garez Dolu Bir Biçimde Düşünme

İkincisi, bir kimseye nasıl zarar verebileceğimize dair garez dolu düşüncelerdir. “Bu kişi hoşlanmadığım bir şey der veya yaparsa, bunu yanına bırakmayacağım.” Yahut kafada bir şeyler kurmak da böyledir: “Bu kişiyi bir daha gördüğümde şunu şunu söyleyeceğim.” Sonra da bize kötü bir şey dedikleri zaman onlara cevap vermediğimiz için pişmanlık duyarız ve bunu aklımızdan bir türlü atamaz, sürekli bunu düşünürüz.

Esasında kişinin kendi kendine zarar verici pek çok düşünme tarzı vardır; örneğin yaşamda gerçekleştirmeye çalıştığımız şeyi kesinlikle sabote edecek bir şey yapmayı düşünmek. Bunun bize zarar vereceğinin bilincinde olmasak bile, bu şekilde düşünürüz. “Paramın yetmediği ama gerçekten çok istediğim bir şey var; onu almak için ne kadar borçlanmam gerekirse gereksin, yine de alacağım.” Bu kendine zarar verici bir düşüncedir. Bu, daha da borçlanmak suretiyle, farkında olmadan kendiniz için daha da fazla soruna yol açacak bir şeyler planlamak ve kurmaktır.

Çarpık Karşıt Düşünme

Üçüncüsü ise çarpık karşıt düşünme denilen şeydir (Tib. log-lta). Örneğin, bir kimse kendini geliştirmeye veya başkalarına yardımcı olmaya çabalarken, “Tam bir aptal. Yaptığı şey hiçbir işe yaramaz çünkü benim hoşlandığım bir şey değil” diye düşünürsünüz. Biri bir şey yapmayı seçer ve siz “Of, bunu yapmak için çok aptal olması lazım” diye düşünürsünüz.

Bazıları sporu sevmez ve spor seven, televizyonda futbol izlemekten veya maça gitmekten hoşlanan biri için “Ne kadar da aptal” diye düşünürler. Spor sevmenin yanlış bir tarafı yoktur ama çarpık bir biçimde bunun aptalca olduğunu düşünüyorsanız, bu zaman kaybıdır. Bu aynı zamanda da son derece düşmanca bir zihin durumudur.

Yahut diyelim ki bir kimse bir başkasına yardım etmeye çalışır – diyelim ki bir dilenciye para verir; siz ise “Of, bunu yapmak için çok aptal olmalısın. Bu çok gülünç,” vs. diye düşünürsünüz. Demek istediğim şu ki, dilenci bunu meslek olarak yapıyor ve esasında fakir değilse, vs. yine de dilencilik yapmayı seçmek korkunç bir yaşam tarzını seçmektir. Sonuçta para kazanmak için kaldırımda yatıp titremek ya da böyle şeyler yapmak kesinlikle eğlenceli olmasa gerek.

Sürekli başkalarının ne kadar aptal olduğunu, yaptıklarının ne kadar mantıksız olduğunu, vs düşünürsek, hiçbir şekilde konsantre olamayız. O halde bu tür düşünceler olabildiğince kurtulmak istediğimiz düşüncelerdir. Elbette bunu yapmak çok disiplin ister. Fakat konuşma veya hareket etme biçimimiz bağlamında bu disiplini geliştirmişsek, bu bize yıkıcı biçimlerde düşünmeye başladığımızda zihinlerimizi durduracak ve o zihinsel tribe girmeyecek gücü verir.

Buraya kadar anlaşıldı mı?

Doğru Çaba

O halde doğru çaba nedir? Doğru çaba enerjimizi zararlı, yıkıcı düşüncelere vermekten vazgeçip bu çabayı faydalı nitelikler geliştirmeye kanalize etmektir. Bu bağlamda dört üstün çabadan bahsederiz (başarmaya çabaladıklarımız).

Dört Üstün Çaba

  1. İlk olarak, henüz geliştirmediğimiz olumsuz niteliklerin ortaya çıkmasını önlemek için çaba gösteririz.

    Peki henüz sahip olmadığımız ama ortaya çıkmalarını önlemek için kaçınmak istediğimiz olumsuz nitelikler ne olabilir? Diyelim ki bağımlılığa yatkın bir kişiliğimiz varsa, bazı şeylere katılmaktan kaçınmaya çalışmamız gerekebilir; örneğin... Ukrayna’da böyle şeyler var mı bilmiyorum ama bizde video klüpleri var. Örneğin artık internette film sitesinden film indirmek gibi şeyler mümkün. Onlar da mı var? İşte onlardan birine üye olursanız, bilirsiniz ki her gün bir şey indirip izleyeceksiniz. Bunun size çok zararlı olacağını bildiğinize göre, üye olmamak için çaba gösterin ve böylece bağımlı olacağınızı bildiğiniz bu işe bulaşmaktan kaçınmış olursunuz. Böyle bir şeyden kaçınırsak çok daha iyi konsantre oluruz.

    iPod’larına çok bağımlı olup, kulağında müzik olmadan hiçbir yere gidemeyen kişiler var. Kulaklarınızda müzik çalarken herhangi bir şeye nasıl konsantre olacaksınız? Tek noktaya odaklanmak gerekir.

    Katılımcı: Ama müziğe konsantre olabilirsiniz.

    Alex: Müziğe konsantre olabilirsiniz ama bu biriyle konuşmanıza veya işinizi yapmanıza yardımcı olmaz. Yani dikkat dağıtan bir şeydir. Çoğu kişi sessizlikten korkar, herhangi bir şey düşünmekten korkar; o yüzden sürekli müzik dinler.

    O halde yapmamız gereken şey, bu zararlı niteliği veya alışkanlığı geliştirmekten kaçınmak için çaba göstermektir.
  2. İkincisi, hali hazırda ortaya çıkmış olan olumsuz niteliklerden kurtulmak için çaba göstermektir.

    Hali hazırda böyle bir bağımlılığımız bulunuyorsa, hiç olmazsa bunu sınırlamaya çalışırız. Sürekli hale getirmemeye uğraşırız.
  3. Sonra da yeni olumlu nitelikler geliştirmek gelir; yeni olumlu nitelikler geliştirmek için çaba göstermek gerekir.
  4. Sonra da zaten sahip olduğunuz olumlu nitelikleri korumak ve geliştirmek için çaba göstermek gerekir.

Bunlara bakıp pratik uygulamalarını görmeye çalışmak son derece ilginçtir. Bir örnek vereyim; basit bir örnek olabilir ama kendi yaşadığım bir şey: Beni çok zora sokan bir alışkanlığım vardı. Çok büyük bir web sitem var; pek çok kişi bana sürekli çok ama pek çok dosya, çeviri veya düzenlenmiş metin, vs. gönderiyor. Bu web sitesinde benim için çalışan yaklaşık yüz on kişi var; o yüzden her gün bana pek çok şey gönderiyorlar. Bense her birini daha sonra tekrar bulabileceğim ve asistanımın da bulabileceği şekilde tek tek gereken klasörde dosyalamak yerine, her şeyi tek bir klasöre indiriyordum – kötü alışkanlığım buydu. İşte bu kötü bir alışkanlıktır; son derece verimsizdir ve konsantre olmayı engeller çünkü zamanınızı boşa harcarsınız (aradığınız hiçbir şeyi bulamazsınız). Peki, olumlu nitelikler neler olabilir? Öyle bir sistem oluşturmak ki herhangi bir şey gelir gelmez, dev gibi bir yükleme klasörüne değil, derhal girmesi gereken doğru klasöre atarsınız. Ayrıca başlangıç olarak, gelen her şeyi, geldiği zaman, doğru yerine yerleştirmek için çaba gösterirsiniz ve üşengeçlik yapıp her şeyi aynı yere indirmezsiniz; böylece her şey çok daha verimli bir biçimde işler.

İşte gördüğünüz gibi bu olumsuz bir nitelik, hiç de verimli olmayan bir alışkanlık ve diğeri de daha olumlu bir nitelik. Benim vaktiyle sahip olduğum bu olumsuz nitelikten, olumsuz alışkanlıktan kaçınmak için çaba gösterin. Bu alışkanlığın sürmesini önlemek için düzgün bir dosyalama sistemi oluşturun; o dosya sistemini oluşturmak için çaba gösterin ve sonra onu sürdürmek için de çaba gösterin. Burada çok basit bir pratik düzeyinde bahsettiğimiz de budur. Peki o zaman devam edelim.

Konsantrasyonun Önündeki Beş Engeli Aşmak

Konsantrasyonun önündeki beş engeli aşmaya çalışırken de doğru çaba söz konusudur. Peki bu engeller nelerdir?

Beş Türde Arzulanır Duyusal Nesneden Herhangi Birinin Peşine Düşme Niyeti

Birincisi, beş türde arzulanır duyusal nesneden herhangi birinin peşine düşme niyetidir. Bu ne demektir? Diyelim ki oturmuş, bir şeye konsantre olmaya çalışıyorum – diyelim ki işime veya her ne yapıyorsam ona – ama beni konsantre olmaktan alıkoyabilecek ne olabilir? Bu konsantrasyona zarar verebilecek şeyler nelerdir? Örneğin “Ah, şimdi bir film seyretsem” veya “Ah, bir e-postama baksam” diye düşünmektir. Fakat burada söz konusu olan daha ziyade duyusal haz anlamında “Ah, bir şey yesem,” “Müzik dinlesem,” “Arkadaşımı arasam,” gibi şeyler düşünmektir. O halde bunun peşine düşmemek, niyetimizin bu olmasını engellemek için çaba göstermek ve bunun yerine dikkatimizi korumak gerekir.

Kinci Düşünceler

İkincisi kinci düşüncelere sahip olmak, bir kimseden nasıl öç alacağını düşünmektir. Bu garezle düşünmeye benzer. Sürekli kinci düşüncelere sahip olmak, “Bu kişi benim canımı yaktı. Onu sevmiyorum. Karşılık olarak ne yapabilirim?” diye düşünmek konsantrasyonun önünde büyük bir engeldir.

İlki arzuydu:

  • “Şu hazzı veya bu hazzı tatmak istiyorum.”
  • “Tatile ne zaman çıkabileceğim?”
  • “Bu iş ne zaman bitecek?”

Bu tarz düşüncelere sahip olmaktır.

Bu ikincisi başkaları veya kendimiz hakkında kötü ve zararlı düşünceler düşünmektir. O halde bu şeylerden kaçınmak, ortaya çıktıklarında karşı koymak için doğru çabayı göstermeliyiz.

Zihni Bulutlu Olmak ve Mahmurluk

Üçüncüsü zihni bulutlu olmak ve mahmurluktur. Zihni bulutlu olmak zihnimizin bir sis bulutu içerisinde olmasıdır, dalgınızdır ve açık bir biçimde düşünemeyiz. Uykululuk, mahmurluk durumunda ise tek istediğiniz uyumaktır. Bununla mücadele etmek için uğraşmanız gerekir. Bunu ister bir fincan kahveyle veya kalkıp pencereyi açmak suretiyle yapın, ne yaparsanız yapın, pes etmemek için çaba göstermeye çalışın. Fakat gerçekten de çok fazla zorlaşırsa, bir sınır koyun. “Biraz kestireceğim” deyin. Tabii ki iş yerindeyseniz bunu yapamazsınız ama evde çalışıyorsanız “Biraz kestireceğim veya yirmi dakika ara vereceğim,” “On dakika kahve molası vereceğim” diyerek bir sınır koyar ve sonra çalışmaya geri dönersiniz.

İlkine, yani beş duyusal nesnenin peşine düşme niyetine verilebilecek örnekler arasına çalışırken internette gezinme, YouTube’da bir şeye bakma isteği gelmesini veya haber bağımlısıysanız internette bir kez daha haberlere bakma dürtüsünü dahil edebiliriz. Bunlar konsantrasyonunuzun önünde engel teşkil eder. Yahut Facebook mesajlarınıza veya Twitter’ınıza bakma isteği gelir. Bu da aynı şeydir.

Zihnin Uçarılığı ve Pişmanlıklar

Dördüncüsü zihnin uçarılığı ve pişmanlıklardır. Bu durumda zihnin uçarılığı demek, zihnimizin Facebook sayfasına veya başka bir şeye uçup gitmesidir. Pişmanlık hissi ise – bunları burada aynı kategori altında topladık – zihninizin “Şunu dediğim veya bunu yaptığım için gerçekten pişmanım” düşüncelerine uçması, suçluluk düşüncelerine kapılmasıdır. Bunlar dikkati korkunç dağıtan şeylerdir ve bizi konsantre olmaktan alıkoyar, konsantrasyonu engellerler.

Kararsızlıkla Bocalama ve Kuşkular

Yenmek için çaba göstermemiz gereken son şey, konsantrasyonun önündeki son engel ise kararsızlıkla bocalama ve kuşkulardır. “Ne yapmalıyım?” “Yemekte ne yesem? Şunu mu yesem? Yoksa bunu mu yesem?” demek, bir türlü karar verememektir. Bu şekilde çok fazla zaman boşa harcanır. Sürekli kuşkularla ve kararsızlıkla doluysanız ne konsantre olabilir ne de işinizi yapabilirsiniz; o yüzden bunu çözmek için çaba gösterin.

Sonuç

O halde sekiz aşamalı yolun konsantrasyon geliştirmemize yardımcı olan ilk etmeni budur. Konsantrasyon için elverişli olmayan dikkat dağıtıcı düşüncelerden, duygusal durumlardan kurtulmak için çaba göstermek ve bu çabayı iyi nitelikler geliştirmek ve verimsiz alışkanlıklardan kurtulmak için ortaya koymaktır. Genellikle, yaşamımızda bir şey gerçekleştirmek istiyorsak, bunun için çaba göstermemiz gerekir. Hiçbir şey hiç sebepsiz yere meydana gelmez ve kimse de bunun kolay olacağını söylememiştir. Fakat daha önce de dediğim gibi, etik disiplinle çalışmak suretiyle hareket etme tarzımız, konuşma tarzımız, geçimimizi sağlamak anlamında başkalarıyla ilişki kurma tarzımız konularında bir parça güç kuvvet geliştirdiysek, bu daha iyi odaklanmak amacıyla zihinsel ve duygusal durumlarımız üzerinde çaba göstermemiz için bize güç verecektir.

Bu da bizi bu saatin ve sabah oturumumuzun sonuna getiriyor; yemekten sonra devam edeceğiz. Teşekkür ederim.